Hüseyin Okumuş

Hüseyin Okumuş

AMATÖR SPOR’ A BAKIŞ ACIMIZ VE DÜŞÜNCELERİMİZ

Geleceğimiz olan gençlerimizin ruhen ve bedenen korunmasının,yollarında nbirisi de spor yapabilme olanaklarının devlet tarafından sağlanmasıdır. Bu amaçla kurulan Gençlik ve Spor Bakanlığımız gerek 638 sayılı Gençlik ve
Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. Maddesi ve 29. Maddesi çerçevesinde spor faaliyetlerinin yaygınlaşması ve gençlerin yararlanması amacıyla spor tesisleri yapmak veya
yaptırmak görevlendirilmiştir.

 Yine Bakanlık 3289 Sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. Maddesinin (f) fıkrası  gereğince de “*Beden eğitimi ve spor faaliyetleri için gerekli olan saha, tesis ve malzemeleri yapmak, yaptırmak, işletmek ve bu tesisleri vatandaşın istifadesine sunmak” *da yine Bakanlığınızın görevleri arasında
sayılmıştır.
Dünyada ülkelerin tanınmışlık seviyesinde sporun belirleyici bir payı vardır. Bu yapıda fark yaratmanın yolu ise, amatör spordan, amatör spor bilincinden, amatör sporların desteklenmesinden geçiyor. Ülkemiz gibi genç
nüfusu ile gurur duyan bir ülke için bu bilinç, çok daha büyük öncelik taşıyor.

Denilebilir ki ülke sporunun gelişmesi ve başarılı olabilmesi, amatör spor kulüplerinin gelişmesi ve başarılı olması ile doğru orantılıdır. Amatör spor kulüpleri halkımızın ve gençliğimizin spor yapmasına, onlara sağlıklı yaşam biçimi sunmasına yardımcı olan kuruluşlardır. Bu kulüpler aynı zamanda uluslararası şampiyonalarda ülkemizi temsil edecek sporcuların yetişmesi anlamında da çok önemlidir.

Gönüllü olarak yapılan, ailelerimizin güvenerek emanet ettiği çocukları, sporun her safhasında yetiştiren amatör spor kulüplerini her kurumun desteklemesi lazım olduğu tartışmasız bir gerçektir. Devlet çapında olduğu gibi yerel yönetimler ölçeğinde de bu desteğin verilmesi bir zorunluluktur

Günümüzde spor; ekonomik, sosyal ve kültürel olarak toplumun vazgeçilmezleri arasındadır. Gelişen teknoloji, dev yatırımlar, güçlü olmanın yeni arayışları, insanlık kadar eski olan sporun daha da önemsenmesine, gelişmesine olanak sağlamıştır.

 Sporun yatay ve dikey büyümesi, teknolojinin yardımı,  sponsorluğun gelişmesi sporun yapısını ve kurallarını daha da değişerek sporu bir ekonomik meta haline getirmiş ve dünya üzerinde spor sektörü diğer sektörler kadar önemli olmaya başlamıştır.

Toplumun tüketim hızının ve talebinin artması, teknolojinin sürekli gelişmesi ve pazarda marka sayılarının artması şirketlerin pazarlama konusundaki faaliyetlerini geliştirmeye ve farklılaştırmaya zorlamaktadır.

 Şirketler ise ürünlerin ya da hizmetlerin kalitesi, ulaştırılması, fiyatlandırılması, konumlandırılmasının yanında markanın tüketiciler üzerinde etkisine ve tüketicinin markaya olan bakış açısına da önem vermeye başlamıştır. Markanın tüketiciler üzerindeki etkisini arttırmak için, tüketicileri duygusal açıdan etkileyecek yönetimsel stratejiler uygulanmaya başlanmıştır. Tüketicilerin davranışlarını duygusal açıdan etkileyecek konular arasında son zamanlarda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” (KSS) projeleri öne çıkmaktadır.

Sporun birleştirici ve kısa zamanda büyük bir kitleye ulaşabilme gücü, şirketleri marka adına yapılacak aktivitelere özendirmektedir. Tüketimde artan rekabet nedeniyle şirketler, sporun birleştirici gücünden faydalanarak, markalarını ön plana çıkarmayı amaçlamaktadırlar. Ayrıca şirketler tüketiciye duygusal açıdan da ulaşabilmeyi hedeflemektedir. Bu sebeple şirketler sporda sosyal sorumluluk projelerine ve uygulamaya ihtiyaç duyma, bu yöntem ile marka imajlarının gücünü yükseltmeyi hedeflemektedirler. Dünyada uzun süredir uygulanan sosyal sorumluluk projelerinin spor alanında da son yıllarda sayısının arttığını gözlemleyebiliriz. Sporun ekonomik etkilerini düşündüğümüzde organizasyonların, kulüplerin veya federasyonların ticari bakış açısına ihtiyacı artmıştır. Bu da spor endüstrisinde “marka” kavramının daha fazla yer almasını sağlamaktadır. Gelişen bu yeni bakış açısıyla spor ve marka kavramlarının birleştiği ve ayrıştığı noktaları incelemek bu alanı anlamlandırma adına faydalı olacaktır. Spor ve markanın birleşebildiği konulardan birisi olan “Sporda Sosyal Sorumluluk” kavramına ilişkin ülkemizde sayıca az çalışma bulunması dolayısıyla araştırmamızda yabancı kaynaklardan sık sık yararlanılmıştır.

Paydaş Kavramı

Paydaş kavramı; şirketlerin amaçları ve hedefleri doğrultusunda kurumların yaptığı eylemlerden etkilenen ve kurumların başarılı olabilmesinde etki sahibi olan bireyler ya da bu bireylerin oluşturduğu gruplar olarak tanımlanabilir. Şirketlerin başarısını etkileyecek olan unsurlardan bir diğeri ise kurumun paydaşları ile olan iletişim gücüdür. Şirketler paydaşlarını dikkatli bir şekilde analiz etmeli ve belirlemelidir. Kurumların doğalarına, ölçeklerine ve erişimlerine (örneğin küresel veya yurt içi, bölgesel ya da ulusal) bağlı olarak farklı paydaşları vardır. Şirketler için paydaşlar, eşit derecede önem arz etmeli ve kurumlar eşit derece iletişim gücüne sahip olmalıdır. İyi analiz edilmeyen hedef paydaş kitlesi şirketler için alınan kararlar konusunda bazı gruplar tarafından olumlu karşılanırken bazı gruplar açısından olumsuz bir etki yaratabilir

 Amaçı ; şirketlerin yapacağı sporda sosyal sorumluluk faaliyetlerinin şirketlerin marka imajına etkisine ilişkin şirketlerin görüşlerini ortaya koyma ve sporda sosyal sorumluluk projeleri konusu üzerine literatüre katkıda bulunmaktır. Marka ile sporun yakınlaşması ise sporun geniş kitlelere ve güçlü bir şekilde ulaşabilme yeteneğinin keşfedilmesinden sonra artmıştır. Sporun bu ve benzer özellikleri sayesinde markaların ve sosyal sorumluluk projelerinin ilgisini daha fazla çekmektedir. Bu çalışma ile sporun aracılığıyla uygulanan sosyal sorumluluk faaliyetlerinin, marka imajında nasıl bir etkisi olabileceğini şirketlerin bakış açılarıyla analiz etmiş oluyoruz.

Spor ile ilgili alanlardaki “İşbirliği Ortaklıkları” yerel, bölgesel seviyesinde spor veya fiziksel faaliyetler gerçekleştiren kurum, kuruluşlarla, kamu kurumları arasında yeni uygulamaların geliştirilmesi, transfer edilmesi ve uygulanmasını içerir.

İşbirliği Ortaklığı, yerel ve bölgesel bir ortaklıklar “Kâr Amacı Gütmeyen Spor Etkinlikleri” Bu faaliyet, kâr amacı gütmeyen kurum veya kuruluşlar ile kamu kurum ve kuruluşları Tarafından Avrupa genelinde organize edilen spor etkinliklerine, finansal destek sağlanmasını içerir. Kâr amacı gütmeyen bir spor etkinliği en az 12 program ülkesinden katılımcı veya ortak kurum ve Kuruluşu kapsamalıdır.

*Hayal Edin Gerçekleştirelim …!

Sonuçta gönüllülük uygulamaları spor kulüplerinin sosyal birer oluşum olmalarına işaret etmekte, spor kulüpleri de sporun yaygınlaştırılmasında bu kaynaktan Avrupa da ekonomik fayda sağlamaktadır. Ancak Türkiye’de spor kulüplerine gönüllü katılım ağırlıklı olarak yönetim kademesinde görülmekte olup eğitmenlik, monitörlük, Sekretarya, muhasebe, halkla ilişkiler vs. gibi çeşitli pozisyonlarda gönüllü olarak, karşılık beklemeksizin görev alma fikrinin yaygınlaştırılması gerekmektedir

Bugünkü spor kulüplerinin işleyiş biçimi ihtiyaçlara cevap verememek durumundadır. Kulüplerin Dernekler Kanunundan ayrı bir yasaya tabi tutularak; spor kulüplerine daha uygun kanunlar çıkarılarak bürokrasideki tıkanmanın önüne geçilmelidir. Sporu devletin değil spor kulüplerinin yaptırması gerekmektedir.”

Bütün olarak incelendiğinde boyutların aslında tek başına birer sorun olmadığı, kategorilerin birbiriyle ilişkili ve birbirlerini içeren bir yapıda olduğu, bu durumun sistematik bir sorun yumağını işaret ettiği görülmektedir. Öyle ki finansal sorunlar boyutu incelendiğinde bu konunun diğer tüm sorunlarla baskın biçimde ilişkili olduğu görülmektedir. Örneğin,  “gelir oluşturamama “Gelir oluşturamamanın” nedeni olarak “mevzuatın ihtiyaca cevap vermemesi” sorunların temelinde yatarken bu sorunun kaynağı olarak hukuksal boyuttaki “mevzuatın ihtiyaca cevap verememesi” ve dahi bunun bir sonucu olarak örgütsel boyuttaki “dernek yapısından kaynaklanan sorunlar” kısır bir döngü içerisinde birbirleriyle etkileşmektedir.

Kulüplerdeki sorunlar, bir kısırdöngü sürecinde birbirlerini yeniden üretmektedir. Sorunların temelinde finansal yetersizlikler görülmektedir. Bu problemi besleyen en önemli husus mevzuatın ihtiyaca cevap vermemesi olarak tespit edilmiştir. Bu çerçevede örgütsel, yönetsel, hukuksal sorunlar da belirmekte, personele, tesislere ve malzemeye ilişkin eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak çalışmada kulüplerin sorunları tanımlanarak zayıf yönleri ortaya konmuştur. Kulüplerin mevcut sorunları onların hem sporu kitlelere ulaştırma görevlerinde ve demokratik spor yönetimine katılma süreçlerinde işlev bozukluğuna yol açmaktadır. Bu işlev bozuklukları hem kitle sporu hem de yarışma sporu açısından, Türk spor sisteminin verimli çalışmasının önündeki önemli engeller olarak görülmektedir. Bu çalışmanın sonuçları dikkate alınarak spor kulüplerinin problemlerine ilişkin bazı öneriler getirilebilir:

Tesislere ilişkin sorunları gidermek üzere:

• Kamuya ait tesislerin kulüplere adil dağıtımını sağlayacak yöntemlerin belirlenmesi,

• Tesis kullanımında sporu kitlelere ulaştıran birinci el olmaları için kulüplere ayrıcalıklı düzenlemeler yapılması,

• Mevcut tesislerin iyileştirilerek ihtiyaç duyulan bölgelerde yeni tesislerin inşa edilmesi

Finansal sorunları gidermek üzere:

• İlk olarak, kulüplerin finansal sorunlarına geçici çözümler getirmek; yardımlar yapmak yerine kulüplerin kendi gelirlerini etkili biçimde oluşturmaları için elverişli şartları sağlayan bir sistemin düzenlenmesi

• Spor kulüplerinin yapısına özgü özel hukuki düzenlemelerin yapılarak alternatif gelir kaynağı oluşturabilecekleri yasal düzenlemelerin yapılması

 • Kulüplerin piyasa koşullarında gelir elde etmeleri konusunda eğitici projelerin Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Belediyeler tarafından geliştirilerek ilgili kurumlarla yürütülmesi

• Spor kulüplerine yapılan kamusal desteğin ilke ve kurallara bağlanarak şeffaf denetime açık olması ve yardımlarda yarışma sporlarına katılım şartının düzenlenmesi

 • Kulüp işletmelerinin sportif faaliyetlerine piyasadaki işletmelerden ayrı olarak vergi kolaylıkları sağlanması

Personele ilişkin sorunları gidermek üzere:

 • Gönüllülük kültürünü yerleştirecek ve farkındalığı artıracak çalışmalarla birlikte gönüllülüğün bireye değer katan bir referans olarak kabul edilmesi yoluyla kulüplerde personel açığının giderilmesi

• Teknik eleman ve antrenörlerin yalnızca daha iyi eğitimi değil aynı zamanda kulüpler tarafından mali yönden daha rahat istihdam edilmesi için düzenlemeler yapılması; bu tür işe alımlar içim bazı vergi kolaylıklarının sağlanması

• Spor yöneticisi hizmet öncesi ve hizmet içi eğitiminin ülkedeki ihtiyaçların dikkate alınarak yapılandırılması

• Spor yöneticisi etik kodlarının yeniden düzenlenmesi ve yaptırımlar içermesi

Malzemeye ilişkin sorunları gidermek üzere:

 • Malzeme alımı için finansal yapılarının iyileştirilmesi ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bir bütçesi oluşmalı.

• Malzeme yardımları için Kamu kurumları ve Belediyeler toptan alım ve dağıtım yöntemi yerine kulüplerle iletişim kurarak onlardan ihtiyaç listeleri temin edildikten sonra yardımları bu ihtiyaçlara göre yapılmalıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.