Hüseyin Okumuş

Hüseyin Okumuş

ŞEHİR DE BİRLİKTE YAŞAMAK ( ŞEHİRLİ OLMAK )

Kentli insan, bilinçli insandır, Bir kişinin başarılı olması için önce kendini, sonra ilişkilerini, daha sonra da çevresini kontrol etmesi gerekir. Kentlilik tüketme kültüründen ziyade üretime katılma demektir. Köyde bağ bahçe ve tarla da belli zamanlarda çalışmak, bir miktar ekonomik imkânlarla yaşamak mümkün olduğu için bazen insan zamanlarını boşa geçirmeyi önemsemeyebilir.

Köy kültürü insanı kısmen tembelliğe alıştırır. Şehirde bu mümkün değildir.
Herkes çalışmak, üretime katkı sağlamak, kendini geliştirmek ve yenilemek durumundadır. Bireyselliğin daha ön plana çıktığı şehir hayatında herkes işinde, aşında, geçim sıkıntılarına göğüs gererek kendi problemleri ile ilgilenmek durumundadır. İş hacmi, istihdam, üretim, gelir dağılımındaki dengesizlik, asgari ücretteki yetersizlik şehir hayatının diğer sıkıntılarıdır. Kentlilikte önemli olan bir diğer unsur, sosyal dokudur. Sinemaya, tiyatro ya gitmek, kitap okumak ve diğer sosyal aktivitelere katılmak, kent kültürü ve tarihi mirası tanımak, ona sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğu yaşamakla anlaşılabilir.
Kentte insan sosyalleşebileceği gibi bu değerler içinde kaybolabilir de.
Kentlerin kurulmasıyla başlayan kent ve kentlilik kavramını inceleyerek, modern , çağdaş kentleşmenin tarihsel sürecini araştırarak çağdaş demokrat kent ve kentlinin en anlaşılır bir biçimde algılanmasını sağlayacak bilimsel , sanatsal, kültürel, eğitsel çalışmalarda bulunarak demokratik kültürün, demokrasinin kentlere yerleşmesini sağlamak gerekir.
Kent içinde yaşamı kolaylaştıracak her türlü çalışmayı gündeme taşıyarak yerel yönetimler kent kültürünü yerleştirir.
Kentin sosyal yaşam alanlarının hakça paylaşılmasını sağlamak için projelerini hazırlamak yerel yönetimlerin işi olmalıdır.
Kent yaşayanları arasında oluşan ekonomik , eğitim ,sağlık la ilgili dengesizlikleri en azami ne indirgeyecek projeleri kent halkıyla, paylaşacak olan yerel yönetimlerdir. Siyasi partilerde bu projelerin hayata geçirilmesi hususunda gerekli takip ve kontrolleri  yapmalıdırlar.
Kent içinde oluşan topluluklar arası iletişimsizlik hem fiziksel mekanda hem de toplumsal dinamikler arasında uçurumlara sebep olmakta kentin bizleri bir birinden kopardığı açıkça ortadır. Kent içinde oluşan sitelerin de ayrıca mahalle kültürünü yok ettiği düşünmekteyim. Bu yüzden kent içi yaşam alanlarında sosyal iletişim ve paylaşım aktiviteleri yerel yönetimler yapmalıdırlar. Bunlar ortak sportif faaliyetleri, ortak eğlenceleri, ortak projeleri yapılarak sosyal iletişim ağı güçlendirilmeli ve kent bilinci oluşturulmalıdır..
Kent içi trafik kent içi ulaşım hakkında en modern çağdaş yöntemlerin kent içinde benimsetilmesini sağlamakla olur.
Hızla büyüyen kentlerin her türlü eylemini yakından takip ederek bu süreçte özellikle göç alan şehirlerde hızlı değişimlere sebep olan neden ve sonuçlara ilişkin bilimsel çalışmalarda bulunarak kamuoyuyla paylaşmak yerel yönetimin işidir.
Büyük şehirlere göç edenlerin modern hayata dahil olma istemlerini yaratmak ve bu yöndeki çalışmalarına destek olarak kente ait olma duygusunu ve özgüvenini yaratmak yerel yönetimin işidir. Özellikle kente göç eden gruplar hemşeri dernekleriyle kendi örf, adet ve geleneklerini canlı tutmak için modern gelişmeye karşı direnirler. Bu derneklerle işbirliğinde bulunarak, şehirdeki bu değişim ve gelişimi titizlikle takip etmelerini sağlayarak dernek üyelerini eğiterek , yeni yaşam tarzını benimsetme ve şehir hayatına alıştırma etkinliklerine destek olmaktır yerel yönetimin işi. Farklılıkları hazmetmeye ve yeni yaşam tarzlarına ayak direnenleri ise anlayışla bu sürece yaklaştırma çalıştırmalarına yardımcı olmalıdır.
Kentleşme sürecinde metropol şehir olmaya aday yerleşim birimleri sürekli bir değişim içindedir. Köyden göç eden insanların şehir hayatına ayak uydurmaları ve kendilerini yenilemeleri yönünde her türlü çalışmayı destekleyerek kent ve kentlilik bilincini geliştirmek yerel yönetimin işidir.
Kentli aile, kentli bireyin oluşumunu sağlamak kent kültürünü korumak ve geliştirmek ve aynı zamanda modern, çağdaş toplumsal bilincin oluşturulmasını sağlamak hedef olmalıdır. Geçmişi, içinde bulunduğu durumu ve geleceğini dikkate alarak bulunduğu toplumda, geçmiş bilgilerin etkisiyle geleceği belirleme yeteneğine kavuşur. Kişi yeteneklerini geliştirirken örgütsel, düşünsel, fiziksel, sanatsal, coğrafi ve bilgi gibi birçok sahadan gıda alır. Bu kişiliklerden oluşmuş bireyler topluluğu da “toplumu” ve “toplum bilincini” oluşturur. Bireyin üretim değerlerinden oluşan her şey o toplumun kültürünü oluşturur. Bir kentin ürettiği her değer de, o kentin kültürünü oluşturur. Kentli gençliği bir araya getirerek hem gençliğin hem de kentin geleceğinin hakkında gençlerin söz sahibi olmasına fırsat verecek sosyal sorumluluk projeleri hazırlamak ve diğer demokratik sivil toplum örgütleriyle meslek odalarımızla oluşan projeyi birlikte uygulamak çalışmadır. Bu çalışmanın ortaklarının her zaman bir arya geleceği bir platformun oluşmasını sağlamak derneğimizin amaçlarındandır. Şehirlerin gelişmesine en önemli katkıyı yerel yönetimler yapmaktadır. Şehrin dinamiklerini ve yönetim erkini bir bütün olarak ele aldığınızda sivil toplum örgütlerinin yönetimin bir parçası olduğu görülür. Hem şehri dernekleri de bir sivil toplum örgütü olarak yönetimde söz sahibi ve yöresel dayanışmayı amaçlayan legal örgütlerdir. Kent yönetimi yapacağı tüm uygulamalarda bu dernekleri dikkate alması gerekir. Bu sebeple oluşacak kent konseylerinde bu derneklerin temsil edilmelerini sağlamak yerel yönetimin hedefleri arasında olmalıdır. Hangi sebeple olursa olsun, hızlı değişmelerin yaşandığı kültürlerde, kültür boşlukları, kültür şokları, maddi ve manevi yapı farklılaşmaları gibi isimlendirilen değişik sıkıntılar yaşanmakta, toplum için de parçalanmalar olmaktadır. Kültürde buhran olarak isimlendirilen şey, bu ve benzeri oluşlardır. Bugün bütün dünyayı etkisi altına alan küresel değerler yanında, yerel kültürel değerlere doğru da bir yöneliş vardır. Bunun nedeni de toplumunuzun dönemler içinde meydana getirdiği değerlerin aslında toplumu ayakta tutan değerler olduğunun anlaşılmasıdır. Batıdaki modernleşmeyi topluma uydurmaya çalışırken toplumun meydana getirdiği kültürel değerleri modernleşmeye aykırı diye hiçe saymak ve ortadan kaldırmak, batı toplumunu bir krizin içine sokmuştur. Oysa toplumsal değişme ve modernleşme, ancak kültürel değerleri reddetmeden başarılı olabilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.