GÜNDEM

ORDU PERŞEMBE YAYLASI’NDA GERİLİM BÜYÜYOR: “BU SADECE BİR YAYLA DEĞİL, YAŞAMIN KENDİSİ

|
379398 Görüntüleme
Karadeniz’in gözbebeği Perşembe Yaylası’nda yaşanan gelişmeler, artık yalnızca bir maden sahası tartışmasının ötesine geçmiş durumda. Bölgeden gelen iddialar; yolların kapatıldığı, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve yayla alanına girişlerin sınırlandırıldığı yönünde. Bu durum, hem bölge halkında hem de çevre savunucularında büyük bir endişe yaratıyor.
ORDU PERŞEMBE YAYLASI’NDA GERİLİM BÜYÜYOR: “BU SADECE BİR YAYLA DEĞİL, YAŞAMIN KENDİSİ
Yaylalar: Sadece Toprak Değil, Geçim Kaynağı
Karadeniz yaylaları, yüzyıllardır bölge halkının ortak yaşam alanıdır. Bu alanlar:
Mera olarak kullanılır, hayvancılığın temelini oluşturur
Geçim kaynağıdır, üretimin merkezidir
Doğa turizminin kalbidir, binlerce ziyaretçiyi ağırlar
Bugün Perşembe Yaylası’nda yaşanan kısıtlamalar, yalnızca bir coğrafi alanın değil; bu üç temel unsurun da tehdit altında olduğu anlamına geliyor. Hayvancılıkla geçinen ailelerin mera alanlarına ulaşamaması, doğrudan ekonomik bir darbe niteliği taşırken; turizm potansiyelinin zarar görmesi de bölgenin geleceğini riske atıyor.
“Doğa ile Geçim Arasında Sıkıştık”
Yaylada yaşayan vatandaşlar, sürülerini otlatacak alanlara ulaşamadıklarını, ekim yapacakları arazilere girişte zorluk yaşadıklarını ifade ediyor. Bu tablo, Karadeniz’de yıllardır sürdürülen imece kültürü, dayanışma ve üretim geleneğinin de sekteye uğraması anlamına geliyor.
Karadeniz’de Artan Baskı: Bir Yayla ile Sınırlı Değil
Perşembe Yaylası’nda yaşananlar, aslında Karadeniz genelinde süregelen bir sürecin parçası. Son yıllarda:
Maden sahaları genişliyor
Orman alanları daralıyor
Yaylalar üzerindeki baskı artıyor
Bu durum, bölge halkı tarafından “doğanın sistematik olarak tahrip edilmesi” şeklinde değerlendiriliyor.
Yeşil Doğa Koruma Derneği Başkanı Hüseyin Okumuş: “Artık Yeter!”
Yeşil Doğa Koruma Derneği Başkanı Hüseyin Okumuş, yaşanan gelişmelere sert tepki gösterdi:
 Yaylalar bizim için sadece bir coğrafya değil; geçim kaynağımız, kültürümüz ve geleceğimizdir. Bu alanlar yıllardır mera olarak kullanılmakta, hayvancılığın ve doğa turizminin temelini oluşturmaktadır. Bugün bu alanlara yönelik yapılan müdahaleler, doğrudan halkın yaşam hakkına müdahaledir.”
Okumuş açıklamasında şu çağrıyı yaptı:
 Karadeniz sahipsiz değildir! Buradan açıkça sesleniyoruz: Derhal bu çevre katliamına dur denilmelidir. Doğayı yok ederek kalkınma olmaz. Yerel halkın iradesi yok sayılarak hiçbir proje meşru değildir.”
Sömürge Madenciliği” Eleştirisi
Bölgede yürütülen faaliyetlere yönelik en sert eleştirilerden biri de “sömürge madenciliği” kavramı üzerinden yapılıyor. Bu eleştiriye göre:
Doğal kaynaklar yerel halkın rızası olmadan kullanılıyor
Ekonomik kazanç bölgeye değil, dış aktörlere aktarılıyor
Çevresel tahribat kalıcı oluyor
Yetkililere Açık Çağrı
Bölge halkı ve çevre örgütleri, yetkililerden şu adımları bekliyor:
Şeffaf ve açık bilgilendirme
Çevresel etki raporlarının kamuoyuyla paylaşılması
Yerel halkın sürece dahil edilmesi
Yayla ve mera alanlarının korunması
Bir Mücadele Başlıyor
Perşembe Yaylası’nda yaşananlar, yalnızca bugünün değil, yarının da meselesi. Bu süreç; doğa ile ekonomi, halk ile yönetim ve gelenek ile modernleşme arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açıyor.
Karadeniz’den yükselen ses ise net: “Doğamıza, yaylamıza, geleceğimize sahip çıkıyoruz!”

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.