GÜNDEM

Ordu'nun Doğal Cenneti Tehlikede: Gölköy ve Çevresinde Siyanürlü Altın Madeni Alarmı!

|
183514 Görüntüleme
​GÖLKÖY/ORDU / Bilal GÜNEŞ Haberi  – Doğu Karadeniz'in benzersiz doğası ve tarımsal zenginliği ile öne çıkan Ordu'da, özellikle Gölköy ilçesinde planlanan altın arama projeleri, bölge halkını ve çevre örgütlerini endişelendiriyor. Siyanürle ayrıştırma yöntemi kullanılacağı iddia edilen bu madencilik faaliyetleri, ilçenin su kaynakları, verimli toprakları ve ormanları üzerinde geri dönülemez bir tahribat riski yaratıyor.
Ordu'nun Doğal Cenneti Tehlikede: Gölköy ve Çevresinde Siyanürlü Altın Madeni Alarmı!

​Bölgeyi araştıran Bilal Güneş'in kaleme aldığı metin, bu projelere karşı yükselen tepkilerin odağını oluşturuyor. Güneş, maden şirketlerinin sunduğu geçici ekonomik vaatlerin, bölgenin kalıcı doğal ve kültürel değerlerini yok saydığına dikkat çekiyor.
​Yaşamın Temeli Tehlike Altında ​Gölköy ve çevresi, yüzyıllardır tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halk için adeta bir yaşam deposu. Ancak son dönemde Gölköy ile birlikte Mesudiye, Ulubey ve Kabadüz gibi Ordu'nun birçok ilçesinde bakır, kurşun, çinko ve altın madenleri için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinin başlatılması, bölgeyi bir tehdit çemberine aldı.
​Yöre halkı ve çevre aktivistleri, siyanür kullanımının yeraltı sularını zehirleyeceği, toprak verimliliğini düşüreceği ve halk sağlığını olumsuz etkileyeceği konusunda ciddi kaygılar taşıyor. Benzer bir siyanürlü altın ayrıştırma tesisinin Ordu'nun Fatsa ilçesindeki geçmişte başlattığı çalışmaların da bölgede büyük tepkilere ve çevresel sorunlara yol açtığı biliniyor.
​"Geçici Kâr, Kalıcı Zarar" Uyarısı ​Bilal Güneş, bölge için  maden projelerinin sunduğu "istihdam" ve "ekonomik katkı" gibi argümanları eleştirerek, bu kazancın genellikle yerel halk yerine dışarıdan gelen şirketlerin kasasına aktığını ifade ediyor. Güneş, bu projeler bittiğinde geriye sadece zehirlenmiş topraklar, kurumuş dereler ve göç etmek zorunda kalan bir halkın kalacağı uyarısında bulunuyor.
​Alternatif Kalkınma Çağrısı  ​Maden karşısında yerel halkın ve aktivistlerin önerisi ise, bölgenin özgün potansiyelini değerlendiren, doğa dostu bir kalkınma modeli. Güneş, Gölköy'ün gençleri için iş imkânlarının; madencilik yerine ekoturizm, organik tarım ve yerel üretime dayalı projelerle yaratılabileceğini vurguluyor ve halkı bölgeye sahip cıkmaya cağırıyor
​Güneş diyorki Ortak Sorumlulukla  ve yetkililere, sivil toplum kuruluşlarına ve tüm yurttaşlara, bu doğa katliamına karşı sessiz kalmama ve siyanürlü madenciliğe dur deme çağrısıyla son buluyor yoksa uzaktan bakmakla olmuyor diyor.  "Biz doğayı savunmuyoruz; doğanın bir parçası olarak kendimizi savunuyoruz" diyerek meselenin bir çevre sorunu olmanın ötesinde bir yaşam hakkı mücadelesi olduğunu biliyoruz sizleride bu bilinçce sahip çıkmaya çağırıyyoruz diyor.
​Ordu halkının başlattığı hukuki ve fiili mücadelelerin, bölgenin doğal mirasını koruma yolunda önemli bir direniş noktası haline geldiği gözlemleniyorum güç verelim katkı sunalım orada oalım diyorum dedi.

Resimler :Gölköy'ün Sesi gazetesinden 

GÖLKÖY'ÜN  SESİ GAZETESİNDE Bilal Güneş in  bu konuda bir çağrısıda olmuştur.

Altının Bedeli: Gölköy’ün Doğası ve Yaşamı Tehlikede Doğu Karadeniz’in eşsiz doğasıyla bezeli Ordu ilinde, özellikle Gölköy ilçesi, yüzyıllardır yemyeşil ormanları, berrak dereleri ve verimli topraklarıyla hem insanlara hem de doğaya ev sahipliği yapıyor. Ancak, son yıllarda bu doğal cennetin üzerinde kara bir gölge dolaşıyor: siyanürle altın arama projeleri.

Yalnızca Gölköy değil, Ordu’nun pek çok ilçesi benzer tehditlerle karşı karşıya. Fakat Gölköy gibi küçük ve doğaya bağımlı yerleşimlerde bu tür maden projelerinin etkileri çok daha yıkıcıdır. Çünkü burada tarım, hayvancılık, su kaynakları ve hatta hava, doğrudan yaşamın temelini oluşturur. Siyanürle altın aramak ise, bu yaşamı hiçe sayan, telafisi mümkün olmayan bir tahribata yol açar.

Siyanürlü Madenin Gerçek Bedeli Maden şirketleri, siyanürle yapılan altın arama işlemini teknolojik ve “kontrollü” bir yöntem olarak sunabilir. Ancak dünyanın dört bir yanından gelen örnekler bunun tam tersini göstermektedir: Siyanür sızıntıları, yeraltı sularının zehirlenmesi, toprak verimliliğinin kaybı, hava kirliliği ve en önemlisi insan sağlığı üzerindeki ciddi etkiler… Bunlar artık sadece uzak coğrafyalarda yaşanmış felaketler değil; kapımızdaki tehditlerdir.

Gölköy’ün dereleri, tarım arazileri ve ormanları yalnızca ekonomik değer taşıyan unsurlar değildir. Bunlar, burada yaşayan insanların belleğidir, kültürüdür, geçmişidir ve geleceğidir. Siyanürle yapılan maden arama bu yaşam alanlarını yok ederken, aslında bir halkın yaşam hakkını da elinden almaktadır.

Geçici Kâr, Kalıcı Zarar Savunulan projeler, halka “bölgeye istihdam sağlayacak”, “ekonomik katkı sunacak” gibi süslü vaatlerle tanıtılıyor. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür projeler, genellikle yerel halkın değil, dışarıdan gelen şirketlerin çıkarlarına hizmet eder. İşçilerin çoğu dışarıdan gelir, elde edilen kazanç şirket merkezlerine akar, geriye ise zehirlenmiş topraklar, kurumuş dereler ve göç etmek zorunda kalan insanlar kalır.

İstihdam ve kalkınma elbette önemlidir. Ancak bu kalkınma, doğayı ve insanı yok sayarak değil, onlarla birlikte var edilerek gerçekleşmelidir. Gölköy’ün gençlerine iş alanı yaratmanın yolu, maden değil; ekoturizm, organik tarım, yerel üretim ve doğa dostu kalkınma projeleriyle mümkündür.

Sessiz Kalmak Sorumluluktan Kaçmaktır Şimdi Gölköy halkının, Ordu’nun ve tüm Türkiye’nin bir sorumluluğu var. Bu sadece bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir adalet, bir gelecek ve bir yaşam hakkı meselesidir. Yetkililerden, sivil toplum kuruluşlarından, basından ve her bir yurttaştan beklentimiz, bu doğa katliamına karşı durmak, siyanürlü madencilik projelerine dur demektir.

Çünkü biz doğayı savunmuyoruz; doğanın bir parçası olarak kendimizi savunuyoruz.

Yazan: Bilal Güneş

Görsel: Gölköy'ün Sesi Kolektifi

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.