Bağcıoğlu, İran ile ABD arasında yaşanan gerilimin sona erdirilmesine yönelik diplomatik görüşmelerde son aşamaya gelindiğine işaret ederek, bundan sonraki süreçte Hürmüz Boğazı'na döşendiği iddia edilen mayınların temizlenmesine yönelik uluslararası bir harekâtın gündeme gelebileceğini ifade etti.
Bazı ülkelerin mayın avlama gemileri görevlendirmeyi planladığını, Birleşik Krallık Deniz Kuvvetleri'nin ise bu görevi insansız deniz araçlarıyla icra etmeyi değerlendirdiğini hatırlatan Bağcıoğlu, Türkiye'nin de bu süreçte aktif rol üstlenebileceğini söyledi.
Türkiye'de geliştirilen yerli ve millî insansız deniz araçlarının belirli kabiliyetlerle donatılarak mayın karşı tedbirleri görevlerinde kullanılabileceğini vurgulayan Bağcıoğlu, "Türk savunma sanayisinin son yıllarda ulaştığı teknolojik seviyenin uluslararası operasyonlarda sahaya yansıtılması mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.
Bağcıoğlu'na göre böyle bir görev, sadece deniz ticaretinin güvenliğine katkı sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda Türk savunma sanayisinin geliştirdiği sistemlerin gerçek operasyon şartlarında test edilmesine, sertifikasyon süreçlerinin hızlanmasına ve uluslararası görünürlüğünün artmasına da imkân tanıyacak.
Hürmüz Boğazı'nın dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Bağcıoğlu, Türkiye'nin mayın karşı tedbirleri alanındaki teknolojik birikiminin ve insansız sistemler konusundaki yeteneklerinin, olası bir uluslararası harekâtta önemli bir katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Uzmanlar, deniz güvenliğinin sağlanmasına yönelik bu tür operasyonların aynı zamanda savunma teknolojilerinin sahada kendini kanıtlaması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerken, Türkiye'nin geliştirdiği insansız deniz araçlarının böyle bir görevde yer almasının ihracat potansiyeline de olumlu katkı sunabileceğini değerlendiriyor.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, istinafın mutlak butlan kararının ardından yaşananlara ilişkin olarak, "Bu ülkede bir kavga varsa, milletle AK Parti'nin kara düzeni arasındadır. Bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyeceğim. Tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz, partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz. Biz meydanlardan meşruiyet alanlarız, meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz" ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde düzenlenen halk buluşmasında konuştu. AK Parti iktidarının kara düzeninin topyekün millete saldırdığını belirten Özel, şunları söyledi:
"İşte tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır aslında topyekun millete saldırıyorlar. Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyet'in en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber. Emeklinin, emekçinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak. Sömürülen çiftçinin, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları halkın partisi savunmazsa kim savunacak. O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini, umudu kalmayanların mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız. Atatürk'ün partisini darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar" ifadesini kullandı.
Özel, şunları kaydetti:
"Elbette öfkelisiniz, kırgın ve kızgınsınız. Ama mesele Özgür Özel'in meselesi ya da CHP'nin meselesi değildir, bizim iç meselemiz değildir. CHP'de kavga var diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz. Mesele CHP'nin, Özgür Özel'in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı, bu milletin emeklisinin emekçisinin, işçisinin çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesele Erdoğan ile millet arasındadır. Biz buradayız, biz bir yere gitmiyoruz. CHP burada.
"SUÇUMUZ SEÇİM KAZANMAK"
Parti oyunu yüzde 25'ten beş ayda yüzde 38'e çıkaranlar bugün saldırı altındadır. Bizim suçumuz seçim kazanmak, kazanacak adaylar bulmak, bundan sonrası için de bunda kararlı olmaktır. Bizim suçumuz müesses nizama karşı çıkmak, bizim suçumuz zengin daha zengin olacak, fakir yerinde oturacak, emekli, emekçi, ortadirek bulduğuyla yetinecek, açlığa direnecek anlayışına karşılık, 'Yok öyle yağma, kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak' dememizdir. Bizim suçumuz, herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu, grev hakkının olduğu sendikayı Türkiye işçi sınıfına vadetmektir. Şunu bilelim, CHP'de kavga yoktur. Esas mesele, Tayyip gidecek, biz geleceğiz meselesidir. Erdoğan gidecek, bu milletin iktidarı gelecektir. Yoksa partideki bir tartışma partideki bir kapışma değil, esas mesele çeyrek yüzyıldır süren sömürü düzeninin bitmesi, Erdoğan iktidarının gitmesi, halkın iktidar olma meselesidir.
"AMERİKAN EMPERYALİZMİNE İTİRAZ ETTİĞİM İÇİN HEDEFTEYİM"
Bu ülkede bir kavga varsa, milletle AK Parti'nin kara düzeni arasındadır. Bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyeceğim. Tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz, partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz. Biz meydanlardan meşruiyet alanlarız, meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz. Çünkü, kara düzende hesap karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. AK Parti'nin kara düzeni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti'nin kara düzeni, Tom Barrack'ın Trump'ın hesaplarıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri diyip, aynı Orta Doğu'daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika'nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır. İşte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkmuyorum. Neden? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum.
"SEN BU İŞİN TAM GÖBEĞİNDESİN"
Biz, partimize butlan atanıp polis gelip bizi söke söke atmaya çalıştığı gün, bir binayı gerimizde bırakıp, arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp, eskimiş, köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp, yağmurun ve dolunun altında çıktığımız bir yolda, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz baba evimizden ayrıyız fiziken. Ancak baba evi, Atatürk'ün evidir ve evlatları neredeyse ev orasıdır. Baba evi Lüleburgaz Meydanı'dır. Erdoğan, bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakini görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde, biz bu işin içinde yokuz demektedir. Ben Erdoğan'a buradan sesleniyorum. Sen bu işin tam göbeğindesin. Ona da şu müjdeyi vereyim. Siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz. Erdoğan ve onun gibi düşünenler yolun sonunda, biz daha yolun başındayız.
"BU MEYDANLARDA YENİ BİR KURUCU İRADE VAR"
Attıkları çamurlar bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz. Bize bu partinin evlatlarına hırsız dediler, yolsuz dediler, terörist dediler, casus dediler, FETÖ'cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yapışmaz, ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar. O kir bu bedene tutmaz. Hadi ordan, kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın. Hep bir ağızdan çıkmışlar, 'CHP sokakları karıştırmak istiyor' diye farklı mecralardan farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu, korkaklıktır, alçaklıktır. 263 tane miting yaptık. Bugün 263'üncüsü. Bu mitinglerde bir kişinin burnu kanamamıştır, cüzdanı çalınmamıştır. Türkiye'nin umudu bu meydanlardaki güzel insanların güçlü iradesidir. O yüzden kimsenin kırıp dökmediği, yanındakine kötü bakmadığı, ayrılırken mutsuz ayrılmadığı bu meydanlar, Türkiye'nin yarınlarının umutlarının temelinin atıldığı meydanlardır. Bu meydanlarda yeni bir kurucu irade vardır. AK Parti'nin tahrip ettiği ne varsa ya da bizi hayal kırıklığına uğratanların kaybettiği ne varsa bu meydanlar onu aramakta, onu bulmakta, onu kurmaktadır. Yeniden güçlü bir cumhuriyeti, yeniden güçlü bir sosyal devleti, yeniden demokrasiyi, yeniden yasaksız Türkiye'yi ve nihayet vizesiz dolaşacak Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu kazandıracak bu meydanın iradesidir. Siz, eskiyi terk eden, yeniyi kuran, kuruluşa yüreğini, bedenini koyan ve Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kez daha ayağa kaldırmaya and içmiş on milyonlarsınız.
Sahaya gidip gelen, memleketine gidip gelen her milletvekili, her siyaset arkadaşım ve konuştuğumuz her biriniz diyorsunuz ki, 'Bu yaşananlar sadece CHP'lileri değil, tüm siyasi görüşlerde insanları bir araya getirdi, herkes bu yapılanlara karşı, bizim arkamızda'. Bu kapsayıcılık, bu milletin feraseti, haksızlığa karşı doğru yerde durması, bu milletin en büyük ikinci umududur. Birinci umut, meydanlara irade koyan, emek koyan sizlerin varlığı, ikinci umut bu milletin sessiz çoğunluğunun feraseti ve sandık sabrıdır. Kimi buna dip dalga diyor, kimi sosyolojik okumalar yapıyor. Bu aziz millet sandığı bekliyor. Bu aziz millet bizi bekliyoru, kendisinin iktidarını bekliyor. Kendi sesini duyurmayı bekliyor.
O zaman yeni iktidarın kurucuları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kurucuları, aynı Kurtuluş Savaşı gibi herkesle kol kola girmeye, kimseyi ayırmamaya, herkesi cepheye çağırmaya, herkesi ikna etmeye, bir büyük mücadeleye, bir büyük kurtuluşa yepyeni bir başlangıca var mısınız? Benim güvendiğim tek şey sizlersiniz. Onların ellerinde devletleri, TOMA'ları, gazları, copları, savcıları, hakimleri vardır ama hiç unutmasınlar ki, meydana kim hakimse eninde sonunda o kazanacaktır.
"TÜRKİYE'NİN TÜM DEMOKRATLARI AİLEMİZDİR"
Biz, AKP yargı kollarına indirmiyoruz koskoca Türk yargısını. Şunu biliyoruz ki yüzde 98'lik bir çoğunluk yapılanlardan utanarak, tasvip etmeyerek ve bu yapılanların felaket ürettiğini bilerek, ibretle, korkarak ve sabırla takip ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir avuç zümrenin zaptedebileceği bir devlet değildir. Bu ülkenin kurucu partisinin seçilmiş genel başkanı olarak söylüyorum, millet bizimledir, devlet bizim devletimizdir. Siz sonuçta ne askersiniz, ne kul, ne tebaa. Siz benim bu vakitten sonra ailemsiniz. Aile, her şeydir, ne zaman başımız sıkışsa ona sığınırız, yüzümüzü ona döneriz. Türkiye'nin tüm demokratları da bizim ailemizdir, tüm demokratları kucaklıyorum. Bu iktidarı hep beraber değiştirip halkın iktidarını kuralım yeter ki. Tüm demokratları ailemiz görüyoruz, ailemiz biliyoruz.
MİLLİ TAKIMA BAŞARI DİLEDİ
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz. İnsan dostunu en iyi yolda tanır, yolculukta tanır. Millet de bu yolda bizi de sizi de çok daha yakından tanıyacak. Tanış olacağız, dost olacağız, kardeş olacağız. Bu hikaye ne Özgür Özel'in ne sadece CHP'nin. Bu hikaye, birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti'ndeki herkesin hikayesidir, milletin hikayesidir. Bana inanın ki, hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü yarım bırakmayacağız. Bu partiyi eninde sonunda iktidara taşıyacağız. Ay yıldızlı al bayraklar sallanıyor. Biz hep birlikte Türkiye İttifakıyız. Milli takım kazanınca ayağa kalkan, bu bayrak dalgalanırken gırtlağı düğümlenen herkes Türkiye İttifakı'ndadır demiştim. Yarın milli takımımızın maçı var. Buradan bir kuvvetli destek alkışı yolluyoruz, başarılar diliyoruz. Milli takım hepimizindir, ne bir partinin, ne bir siyasetçinin, tüm milletin takımıdır. Yolları açık olsun, onları destekliyoruz, onlara inanıyoruz.
O kötü karardan sonra millete sığınıp, millete yaslanıp hep birlikte sarılıp bu meydanda ilk buluşmamız. Bugünü gün geldiğinde ben de unutmayacağım tarih de unutmayacak. Parolamız yürüyüş, pusulamız millet, rotamız iktidardır. Birlikte bir yola çıktık, iktidara varacağız. Hazır mısınız? Benimle, Ekrem Başkanla, Mansur Başkanla yürümeye hazır mısınız? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar."

Yorum Yazın