GÜNDEM

İSTANBUL İÇİN KRİTİK RANDEVU "Söz Sırası Bizde, Marmara Depremine Hazır mıyız?"Sivil toplum örgütlerinden Çağrı

|
159623 Görüntüleme
İstanbul’un geleceği için hayati bir soru, kentin vicdanı olan kurumlar tarafından yeniden meydanlara taşınıyor. İstanbul Barosu, İstanbul Tabip Odası, TMMOB, İstanbul Dişhekimleri Odası ve SES, güçlerini birleştirerek tüm İstanbulluları 15 Şubat Pazar günü Kadıköy’e çağırıyor.
İSTANBUL İÇİN KRİTİK RANDEVU "Söz Sırası Bizde, Marmara Depremine Hazır mıyız?"Sivil toplum örgütlerinden Çağrı
Sessiz Kalmıyoruz: Yaşam Hakkımız Pazarlık Konusu Değildir!
​Deprem hazırlık süreçlerinin kapalı kapılar ardında, şeffaflıktan uzak yürütülmesine karşı çıkan Deprem Çalışma Grubu, yayımladıkları deklarasyonda şu sert uyarılarda bulundu:
​"Yapılanları bilmiyoruz, yaşadıklarımız nedeniyle güvenmiyoruz! Deprem yönetimi yalnızca siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılamaz. Bizler bu sürecin asli öznesiyiz."
​Neden Orada Olmalıyız?
​Bu basın açıklaması sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda aşağıdaki temel sorunlara karşı bir duruştur:
​Mülkiyet Hakkı: "Rezerv alan" adı altında evlerimize el konulması riskine dur demek için.
​Şeffaflık: Toplanan deprem vergilerinin ve yardımların nereye harcandığını sormak için.
​Adalet: Deprem sonrası hukuksuzlukların ve cezasızlığın önüne geçmek için.
​Halkın Katılımı: "Ben yaptım oldu" anlayışı yerine ortak aklı savunmak için.
​Buluşma Detayları
​Siz de "İstanbul benim, gelecek benim" diyorsanız, sesimizi birleştirmek için davetlisiniz:
​ Yer: Kadıköy İskele Meydanı
​ Tarih: 15 Şubat 2026, Pazar
​ Saat: 14.00
​"Halk olarak en çok zarar görecek olan bizleriz; öyleyse kararı da biz vermeliyiz!"şunu diyen bir yazı 'MARMARA-İS RMARA-İSTANBUL DEPREMİNE HAZIR MIYIZ? BASIN AÇIKLAMASI 15 ŞUBAT 2026 PAZAR|14.00 PAZAR| KADIKÖY İSKELE MEYDANI DEPREM ÇALIŞMA GRUBU İSTANBUL TABİP ODASI İSTANBUL BAROSU TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU İSTANBUL DİŞHEKİMLERİ ODASI SES İSTANBUL ŞUBELERİ' görseli olabilir
MARMARA–İSTANBUL DEPREMİNE HAZIRLIKLI MIYIZ?

Şubat 2023 depreminin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde barınma başta olmak üzere sosyal ve ekonomik sorunlar hala devam etmektedir.

Yaklaşık 7,4 büyüklüğünde olması beklenen Marmara–İstanbul depremi, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’ndeki birçok ili etkileyecek, Türkiye ekonomisini, sosyal ve kültürel yaşamını yıllarca sürecek derin bir kaotik ortama sürükleyecektir.

Hazırlık için yapılan tüm plan ve projeler büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmıştır. Özellikle afet öncesinde yapılması gereken riski ortadan kaldırma, azaltma ve hazırlık ilkeleri hayata geçirilememiştir.

Sermayenin ve siyasi iktidarın afetlere karşı gereken önemi vermediğini, temel yaklaşımının “krizi fırsata çevirme” olduğunu bilmekteyiz. Şubat 2023 depremi sonucu yaşananlar bunu açık biçimde ortaya koymaktadır.

İstanbul’da birçok kamu sağlık kurumu tamamen ya da kısmen yıkılmıştır. Taşınma adı altında sağlık kurumlarının kapasiteleri büyük oranda azaltılmıştır.

Bu durumdan İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, Kardiyoloji Enstitüsü, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi,  Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi doğrudan etkilenmiştir.

Böylece depreme bağlı afet durumunda en fazla gereksinim duyulacak olan kamusal sağlık sistemi özel sağlık sektörünün hegemonyasına bırakılmıştır.

Ülkemizde mevcut afet yönetim anlayışları hayvanları kapsamamakta ve yeterince korumamaktadır. Hayvanlar eşya olarak değerlendirilmekte ve afet karşısında yaşam hakları yok sayılmaktadır.

İstanbul’da;
  • Toplanma alanları yetersiz ve afet durumuna uygun altyapılardan yoksundur.
  • Geçici barınma alanları belirlenmemiştir.
  • Moloz taşıma, geçici ve kalıcı biriktirme alanları belirlenmemiştir.
  • Kentsel dönüşüm ranta teslim edilmiştir.
  • Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluğu asgari ücretliye, geçinemeyen emekliye, yoksullara yüklenmiştir.

Bizi ne bekliyor…
  • Yaşamlarımızı kaybedeceğiz, yaralanacağız, engelli olacağız.
  • Çocuklarımız, yakınlarımız kaybolacak. Haber alamayacağız.
  • Evlerimiz, işyerlerimiz yıkılacak, göç etmek zorunda kalacağız
  • Yıllarca sürecek barınma sorunu ile karşı karşıya kalacağız.
  • Kamusal sağlık hizmeti alamayacağız, beslenemeyeceğiz, özellikle çocuklarımız gelişim bozuklukları yaşayacak.
  • Eğitim hizmetleri aksayacak.
  • Hukuksal haklarımız askıya alınacak, suçlular cezasız kalacak.
  • Rezerv yapı alanı adı altında evlerimize ve mülklerimize el konulacak.

Marmara–İstanbul Depremine Hazırlıklı Mıyız?
  • Toplanan, yapılan yardımların akıbetini bilmiyoruz.
  • Süreç şeffaf olarak yürütülmemekte, STK’lar ile etkin bir işbirliği sağlanmamaktadır.
  • “Benim dediğim olur, ben yaparım” anlayışı katılımcılığı ve ortak aklı dışlayarak sürecin önünü tıkamaktadır.
  • Yapılanları bilmiyoruz ve gördüklerimiz, yaşadıklarımız nedeniyle güvenmiyoruz, güvenemiyoruz.

Marmara–İstanbul Depreminde…
Halk olarak en çok zarar görecek olan bizleriz.

Bu nedenle depreme bağlı afet yönetim süreci yalnızca sermayenin ve onunla işbirliği içindeki siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılamaz, bırakılmayacaktır.

Sivil toplum örgütleri olarak bu sürecin asli öznesiyiz ve afetlere karşı hazırlık, risk azaltma ve kamusal denetim süreçlerinde aktif biçimde sorumluluk almaya devam edeceğiz.

Katılımcı Kurumlar
Deprem Çalışma Grubu
İstanbul Tabip Odası
İstanbul Barosu
İstanbul Dişhekimleri Odası
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri
 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.