Karadeniz’de Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ticari gemilere yönelik saldırıların artması, bölgenin deniz güvenliğini yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşıdı. Bulgaristan’ın 15-16 Ekim’de yapılması beklenen Avrupa Birliği (AB) Zirvesi’nde gündeme getirmesi öngörülen öneriler, Karadeniz’de yeni bir güvenlik yapılanmasının kapısını aralayabilecek nitelikte. Emekli Tümamiral Tankı Bağcıoğlu, Bulgaristan’ın girişimine dikkat çekerek Karadeniz’de, Kızıldeniz’deki Avrupa Birliği öncülüğündeki ASPIDES Deniz Harekâtı’na benzer bir yapılanma oluşturulması önerisinin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
BULGARİSTAN’IN GÜNDEMİNDE DÖRT ÖNEMLİ ÖNERİ
Bulgaristan’ın AB Zirvesi’ne taşıması beklenen öneriler arasında, Karadeniz’de ticari gemilerin güvenliğini sağlamaya yönelik AB öncülüğünde bir deniz harekâtı başlatılması öne çıkıyor.
Gündemde olduğu bildirilen diğer başlıklar ise şöyle:
- AB öncülüğünde deniz harekâtı: Kızıldeniz’deki ASPIDES misyonunun örnek alınarak Karadeniz’de yeni bir deniz güvenliği operasyonunun oluşturulması.
- Uydu gözetleme kapasitesi: AB’nin uydu sistemlerinden yararlanılarak Karadeniz’deki deniz trafiğinin ve olası tehditlerin izlenmesi.
- Tazminat mekanizması: Saldırılar nedeniyle zarar gören ticari gemiler ve ilgili taraflar için bir tazminat mekanizmasının oluşturulması.
- Deniz Güvenliği Merkezi: Köstence ve Varna merkezli Karadeniz Deniz Güvenliği Merkezi’nin faaliyete geçirilmesi.
Bu önerilerin hayata geçirilmesi durumunda, Karadeniz’deki güvenlik iş birliğinin kapsamı ve bölgedeki uluslararası askerî varlığın niteliği yeniden tartışılabilecek.
MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Karadeniz’de yeni bir deniz güvenliği yapılanması tartışılırken Türkiye açısından en önemli başlıklardan biri, 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin korunması.
Türk Boğazları üzerindeki geçiş rejimini düzenleyen Montrö Sözleşmesi, Türkiye’nin egemenlik hakları ve Karadeniz’deki stratejik dengeler bakımından temel bir güvence niteliği taşıyor. Sözleşme, savaş gemilerinin Türk Boğazları’ndan geçişini belirli kurallara bağlıyor ve özellikle savaş dönemlerinde uygulanacak hükümler içeriyor.
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Montrö hükümlerini uygulayarak savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişi konusunda sözleşmeden kaynaklanan yetkilerini kullandı. Bu uygulama, Karadeniz’deki askerî gerilimin kontrol altında tutulması açısından da önem taşıyor.
TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK ÇIKARLARI GÖZETİLMELİ
Karadeniz’de deniz güvenliğinin güçlendirilmesi yönündeki girişimlerin, bölgesel istikrarı desteklemesi kadar mevcut uluslararası hukuk düzeniyle uyumlu olması da gerekiyor.
Olası bir AB deniz harekâtının görev alanı, kullanılacak kuvvetlerin yapısı, komuta-kontrol düzenlemeleri ve Türk Boğazları’ndan geçiş rejimiyle ilişkisi dikkatle değerlendirilmelidir.
Özellikle Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli sorumluluğunun korunması, Montrö Sözleşmesi’nin hükümlerinin ve uygulama esaslarının aşındırılmaması ve Türkiye’nin güvenlik çıkarlarının gözetilmesi büyük önem taşıyor.
Karadeniz’de güvenlik arayışları sürerken temel mesele yalnızca ticari gemilerin korunması değil; bölgesel dengelerin, uluslararası hukukun ve Türkiye’nin stratejik haklarının da güvence altında tutulmasıdır. Bulgaristan’ın gündeme taşıması beklenen önerilerin nasıl şekilleneceği ve AB’nin bu konuda hangi adımları atacağı, önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.
Yorum Yazın