Açıklamada, bölgede yürütülen çalışmaların yalnızca doğayı değil, köy yaşamını, geçim kaynaklarını ve yerel kültürü doğrudan etkilediği vurgulandı. Okumuş, sahada yaşanan uygulamaların köylülerin günlük yaşamını zorlaştırdığını ve ciddi bir huzursuzluk yarattığını ifade etti.
“Ordu’nun hafızası kazınamaz, köylünün emeği yok sayılamaz”
Okumuş, Ordu’da son dönemde hız kazanan maden projelerinin fındık üretimi, su kaynakları ve yayla yaşamı üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, “Bu topraklar yalnızca ekonomik faaliyet alanı değildir. İnsanların yıllardır sürdürdüğü bir yaşam, bir kültür var. Bu değerler görmezden gelinmemeli” dedi.
Giresun’da köy yaşamı zorlaşıyor
Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü’nde yaşananların da bölgedeki gerilimi artırdığı ifade edildi. Köy yollarında yaşanan kısıtlamalar, araçlara yönelik işlemler ve sondaj çalışmalarının köy sınırlarına kadar ulaşması, vatandaşların tepkisine neden oluyor. Köylüler, günlük yaşamlarının aksadığını ve kendilerini baskı altında hissettiklerini dile getiriyor.
“Meralar, yaylalar ve su kaynakları risk altında”
Açıklamada, Karadeniz genelinde meraların, ormanlık alanların ve tarım arazilerinin madencilik faaliyetlerinden etkilendiği belirtilerek, özellikle su kaynakları üzerindeki risklere dikkat çekildi. Bölge halkı, bu durumun uzun vadede tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.
ANAYASA AÇIK: DEVLET YARGI KARARINA UYMAK ZORUNDA
Okumuş açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilgili hükümlerine dikkat çekerek şu maddeleri hatırlattı:
Madde 56: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Madde 125: İdare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu kararları geciktiremez.
Bu hükümlere rağmen sahadaki uygulamaların farklılık gösterdiğini belirten Okumuş, “Yargı kararlarının uygulanmadığı bir yerde güven duygusu zedelenir” dedi.
MERALAR, ORMANLAR VE TARIM ALANLARI YASALARLA KORUMA ALTINDA
Açıklamada kırsal yaşamı koruyan yasal düzenlemelere de dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
Mera Kanunu: Meraların amacı dışında kullanılması yasaktır. Bu alanlar köylünün ortak kullanımına aittir ve korunması esastır.
Orman Kanunu: Orman alanları kamu yararı dışında tahsis edilemez; korunması devletin yükümlülüğüdür.
Çevre Kanunu: Çevrenin korunması ve kirlenmenin önlenmesi hem devletin hem vatandaşın görevidir.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu: Tarım arazilerinin korunması ve amacı dışında kullanılmaması esastır.
Okumuş, bu düzenlemelere rağmen meraların, yaylaların ve tarım alanlarının madencilik faaliyetleriyle karşı karşıya kalmasının bölgede ciddi bir endişe yarattığını vurguladı.
“Kolluk ile köylü karşı karşıya geliyor”
Sahada yaşanan en önemli sorunlardan birinin de köylüler ile kolluk kuvvetleri arasında yaşanan gerilim olduğu ifade edildi. Okumuş, “İnsanlar kendi yaşam alanlarını korumaya çalışırken zaman zaman karşı karşıya gelinen görüntüler ortaya çıkıyor. Bu durum hem toplumsal huzuru hem de güven duygusunu zedeliyor” dedi.
“Beklenti: Duyarlılık ve diyalog”
Açıklamanın sonunda, bölgede yaşanan sorunların çözümü için daha fazla diyalog ve karşılıklı anlayış çağrısı yapıldı. Madencilik faaliyetlerinin yürütülme biçiminin gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Okumuş, yerel halkın görüşlerinin dikkate alınmasının önemine vurgu yaptı.
“Bu mesele yalnızca çevre değil, aynı zamanda bir yaşam meselesidir. İnsanların toprağıyla, üretimiyle ve geçmişiyle kurduğu bağ korunmalıdır. Karadeniz’in sesi duyulmalı.” Dedi.
Yorum Yazın