Girne–Taşucu hattında Filo Jet battı; sekiz kişinin öldüğü açıklandı, yirmi yurttaşımız da kayıp... Yetkililerden şimdi yine aynı cümleyi mi duyacağız? Sorumlu olan kaptan ve mürettebat tutuklanmış,“ Soruşturma başlatılmıştır...”
Elbette başlatılacaktı! Ama Türkiye’nin asıl ihtiyacı, insanlar öldükten sonra soruşturma açmak değil, insanlar ölmeden önce görevini yapan devlettir!
Kartalkaya’da otel ruhsatı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmişti...
Yani tüm sorumluluk Bakanlığa aitti... Bakanlığın ilgili Kurumları, yangın güvenliğini, tahliye düzenini, kısaca bir otelin müşterilerinin rahatı, can ve mal güvenliğini sağlamak üzere hazırlanan tüm yönetmenlik ve yönergelere uyup uymadığı konusunda, sözüm ona ,denetim yapmış, bulguları raporlaştırmıştı...
Ne var ki, “İhmal, liyakatsizlik ve alt yapı eksikliği nedeniyle çıkan yangında İnsanlar, göz göre göre can verdiler, yanarak öldüler! Ardından hedef şaşırtarak başta K ve T bakanlığı, kendi sorumluluğunu diğer kurumların üzerine atarak işin içinden sıyrıldılar......
∗∗∗
Şimdi denizde başka bir facia var! Eski Deniz Ulaştırması ve Tersaneler Genel Müdürü, sonrasında Hatay BBB Yardımcısı olan Bülent Ok’un, Filo Jet hakkında anlattıklarına göre, devletin cevaplaması gereken çok ağır sorular bulunuyor...
Ok, “geminin geçmişte kaza geçirdiğini, onarıldığını, yıllarca beklediğini; Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin gemiyi satın almak için incelettiğini ancak, Kıbrıs seferlerine uygun olmadığı sonucuna vararak almaktan vazgeçtiğini söylüyor...
Bu iddialar soruşturmayla doğrulanmalıdır! Ama doğruysa soruyorum: Hatay BBB’liğinin almaya uygun görmediği geminin Girne’den Taşucu’na yolcu taşımasını kim uygun gördü? Denize elverişlilik belgesini kim verdi? Hangi teknik incelemeler yapıldı? Geminin geçmiş kazaları ve onarımları incelendi mi? Farklı bir ülkeden belge alan Kaptanın bugün için sefer yapma hakkı olabilir ancak, kullandığı gemiyle ilgili gerçek tecrübesi neydi? Sefer öncesindeki teknik ve meteorolojik koşulları kim değerlendirdi? Bunları sormak birilerini suçlu ilan etmek değildir! Asıl bu soruları sormamak ve gerçeklerin üzerini kapamak yurttaş sorumluluğundan kaçmak demektir... Çünkü mesele artık yalnızca bir geminin neden battığı değildir.
Mesele Türkiye’de insan hayatının neden bu kadar ucuzladığı, yönetimlerin yurttaşlarına verdiği değerin neden bu kadar azaldığı meselesidir!
Kartalkaya otelinde sadece, otel sahipleri ve çalışanlarını sorumlu göstermek, Girne’de gemi kaptan ve mürettebatını kusurlu ilan etmek “gerçek Sorumluları” saklamaktır... Çünkü; “Selde yıkılan evlerde, depremde çöken binalarda ölenlerin sorumlusunu 3-5 müteahhit olarak gösteren ama nehir yatağına bina, deprem kuşağına aparman ruhsatı veren kamu yöneticilerine hiç dokunulmamıştır...”
Yani izin veren yöneticilerin hiç mi sorumluluğu yok? Denetleyen nerede? İzin veren nerede? Bakanlıklar nerede? Siyasi sorumluluk nerede?
∗∗∗
Türkiye, turizm gelirleriyle değil, gelen turiste verdiği kaliteli hizmet, mal ve can güvencesiyle övünmelidir... (Hoş! Bunları yurttaşlarımıza bile sağlayamıyor ya)
Yani; Otele giren yanmayacağını bilecek! Gemiye binen batmayacağını bilecek! Teleferiğe binen düşmeyeceğini bilecek!
Ancak Türkiye, artık bir hukuk devleti olmaktan çıkınca, huzur ve güvenlik kaybolunca ,fahiş fiyatlarla en pahalı ülke konumuna gelince, turistin geldiği değil, kaçtığı ülke haline geldi... Turizmin birinci önceliği GÜVENLİKTİR.
Dünyanın ciddi hukuk devletlerinde büyük faciaların ardından yalnızca şirket patronları yargılanmaz... Denetim sistemi sorgulanır, bağımsız soruşturmalar yapılır, kurumların ihmali araştırılır... Gerektiğinde siyasi sorumlular istifa eder!.
Çünkü işgal edilen makam yalnızca yetki değildir. Kısaca demem o ki, “Demokratik hukuk devletlerindeki en önemli ilke SORUMLULUKTUR!”
∗∗∗
Öyle bir dönemdeyiz ki; “kazalar, depremler, yangınlar sonucundaki ölümler de hiç bir sorumluluk almayan siyasi yöneticiler tarafından yönetiliyoruz...
“Devlet hiçbir zaman başarısız olmaz, başarısızlık vatandaşındır!” diyen yönetimlerle idare ediliyoruz... Hatırlayın; “Orman yangını sırasında ilgili Tarım ve Orman Bakanı; “Sayın Cumhurbaşkanının talimatıyla söndürmeye geldim” diyebilmişti... Bu itirafla anlaşılan, “bakanın hiçbir yetkisi ve sorumluluğu yoktu!”
Tek adam rejiminde devletin tüm kurum ve kuruluşları, kamunun tüm mensupları iradesiz, yetkisizdir ve göreceli görev yapmaktadırlar. Sözde vardırlar ama aslında hiçbir yetki ve sorumlulukları yoktur... Böyle bir devlet yönetimi olamaz!!
Kartalkaya ile Girne’nin hukuki sorumluları elbette farklıdır! Ancak iki facianın bize sordurduğu soru aynıdır: “Denetim gerçekten insanı korumak için mi yapılıyor, yoksa dosyada bulunması gereken imzayı tamamlamak için mi?” Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı da, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da, kendi yetki alanlarında kamuoyuna açıkça hesap vermelidir. Kim denetledi? Kim izin verdi? Kim eksikliği gördü? Kim görmezden geldi? Kim görevini yapmadı? Ve en önemlisi de :Siyasi sorumluluk kimin???
∗∗∗
Kartalkaya’da yandık. Girne’de battık. Her faciada birkaç kişiyi tutuklayıp sistemin üzerine perde çekersek ölümleri durdurmak mümkün olamaz...
Çünkü asıl batmakta olan yalnızca gemiler değildir.
Denetim batarsa devlet de batar... Ve yurttaşına “Seni koruyacağım” güvencesi veremeyen bir yönetimin kendisine sorması gereken son derece basit bir soru vardır: Daha kaç insanın ölmesini bekliyorsunuz?
Yorum Yazın