Salih EROL
Salih EROL

Elinin Hamuruyla Dünyayı Değiştiren Kadınlar

Yayınlanma: 28 Mayıs 2026
37987 Görüntüleme

Geçenlerde gözüme bir araştırma ilişti dostlar; bir ekip, kameraları sırtlayıp dünya turuna çıkmış. Ne mi aramışlar? Kadın kooperatiflerini…
Şimdi ilk bakışta diyebilirsiniz ki, "Yahu New York’un göbeğinde ev temizliği şirketi kuran kadınla, Fas’ın dağ köyünde argan yağı üreten kadının ne ortak noktası olabilir?" Vallahi varmış! Dünyanın neresine giderseniz gidin, kadınlar bir araya gelip o omuz omuza verdiler mi, ortaya tek bir sonuç çıkıyor:

Kadın Güçlenmesi. Nedir Bu "Güçlenme" Dedikleri Şey?
Bizim entelektüeller buna uzun uzun tanımlar yapıyor ama işin Türkçesi şu: Kadının "Ben de varım, ben de yapabilirim!" diyerek özgüven kazanması. Kendi hayatının direksiyonuna geçmesi, haklarını öğrenmesi ve en önemlisi, kendi kararlarını kendisi verebilmesi.
Hani hep derler ya "Gelişmek, kalkınmak" diye... Yahu, kadın arkada kalırsa toplum nasıl ileri gidecek? Rakamlara baksanıza, dünya genelinde erkeklerin %74’ü iş güç sahibiyken kadınlarda bu oran %47. Bizim memlekette durum daha da vahim; erkeklerin %72’si çalışırken, kadınların sadece %34’ünün bir işi var.
Bir de madalyonun görünmeyen yüzü var tabii: Ev işiydi, çocuk bakımıydı, yaşlısıyla hastasıyla ilgilenmekti derken kadının sırtındaki o ücretsiz emek... Bilim insanları  oturmuş hesaplamış; kadınların evde para almadan yaptığı bu işlerin dünyaya ekonomik değeri yılda tam 10,8 trilyon dolar! Yani kadınlar aslında dünyayı döndürüyor ama ceplerine beş kuruş girmiyor.
Kooperatif Demek, Sadece "Mantı-Tarhana" Demek Değil!
İşte tam bu noktada devreye kadın kooperatifleri giriyor. Bizim memlekette de yaklaşık 20 yıldır bu hareket var. Belediyeler eliyle veya Kadınlar tarımdan tekstile, gıdadan hediyelik eşyaya kadar her alanda kooperatif kuruyorlar.
Sadece Evden Çıkmak Bile Bir Devrim! İnanın, bir kadının sadece o evdeki kısır döngüden çıkıp kooperatife gitmesi, orada diğer kadınlarla dertleşmesi, "Yalnız değilmişim" demesi bile psikolojisine öyle iyi geliyor ki... Kooperatif toplantıları adeta birer demokrasi okulu gibi. Kadın orada hakkını aramayı, fikrini söylemeyi, "Benim de bir oyum var" demeyi öğreniyor.
Birbirlerine "kız kardeş" gözüyle bakmaya başladıklarında, aralarında öyle bir güven bağı kuruluyor ki, hani o kitabi terimle "sosyal sermaye" dedikleri şey var ya, işte o tavan yapıyor.
Kolay mı Peki? Elbette Değil...
Tabii her şey toz pembe değil. Kadının kooperatife aktif katılması öyle her zaman kolay olmuyor. El alem ne der baskısı, evdeki bitmek bilmeyen işler, çocukların bakımı derken kadın kooperatife ayıracak zamanı bulamıyor bazen. Bir de ömrü boyunca hiç karar mekanizmasında yer almamış kadınların o çekingenliği var...
İşte tam da bu yüzden, sadece kadınlardan oluşan o kooperatif alanları, kadınlar için güvenli birer sığınak, birer korumalı alan oluyor. Kadın orada kendini özgürce ifade etmeyi öğreniyor. Ha, bu her şeyi çözer mi? Çözmez. Toplumun, kültürün ve yasaların da kadının arkasında durması şart.
Emeklerinize Sağlık Kız Kardeşlerim!
Ama yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim; kadınların bu kolektif eylemi, yani el ele vermesi muazzam bir güç doğuruyor. 20 yıl önce "Pazarda iki reçel, üç tarhana satarız" diye yola çıkan kadın kooperatifleri, bugün markalaşıp ulusal pazarlara ürün verir hale geldi.
Bu kooperatifler kadınlara sadece üç beş kuruş para kazandırmıyor; onları toplumun saygın, aktif birer ferdi yapıyor. En güzeli de ne biliyor musunuz? Evde oturan diğer kadınlara umut oluyorlar, "Bak o yaptı, ben de yapabilirim" dedirtiyorlar.
Sözün özü dostlar; kadınların bir çatı altında bir araya gelerek, tırnaklarıyla kazıyarak ortaya koydukları bu emek, her türlü alkışı ve desteği sonuna kadar hak ediyor.
Daha eşit, daha adil ve kadının adının sadece evde değil, hayatın her alanında geçtiği bir geleceğe yol açan tüm kooperatifçi kadınları, canım kız kardeşlerimi yürekten selamlıyorum.
Emeklerinize, yüreklerinize sağlık!

 

Yorum Yazın