İlke, bir düşünce sisteminin, kuralın, inancın veya davranışın temelini oluşturan ana düşünce, prensipler bütünüdür. Genel olarak bilimsel tanımı budur.
Siyaseten de siyasi partinin düşüncelerinin, görüşlerinin dayandığı temel noktadır. Bu nedenle özellikle siyasi partiler parti programlarını yazarken ya da hazırlarken düşüncelerinin veya görüşlerinin toplum tarafından benimsenmesini sağlamaya çalışır. Bu nedenle de siyasi örgütlerin bu anayasalarına göre ilkeli davranmaları istenir ve beklenir.
Başka siyasi örgütlerin yönlendirmeleriyle veya baskısıyla bir yere doğru evriliyorsanız o zaman senin ilken yok demektir. Bu ilkeli davranışı öncelikle kendi tabanlarına göstermeleri gerekir. İlkeli duruş sergilemeyi başaran siyasi örgütler mutlak başarılı olurlar. Şayet sen tabanın nezdinde ve toplum karşısında ilkeli davranış sergileyemiyorsan o topluma karşı inandırıcılığın da kalmaz.
Dün kara dediğin bir konuya bugün ak diyorsan senin siyasi alanın bitmiş demektir. Çünkü siyaset ilkeli olmayı da gerektirir.
Herhangi bir konuda farklı bir siyasi yapıdan gelen ve senin onaylamadığın bir konuda acaba toplum bana ne der, sorusunu sorarak ve “ne şiş yansın ne kebap” der de istemediğin halde hatta yüzde yüz yanlış olduğuna inandığın bir konuya olumlu yaklaşırsan ve desteklersen o zaman senin toplum nezdinde hiç de inandırıcılığın kalmaz.
Bir ülkenin ilkeli siyaseti demek inandığın ve doğruların olan özellikle toplumun tüm kesimlerinin demokratik, sosyal, ekonomik ve kültürel değerlerini ve cumhuriyetin temel niteliklerini koruyamadığın zaman ilkeli siyasetinizden söz edemezsiniz.
Toplum, siyaset kurumlarından ilkeli, tutarlı ve kararlı davranmalarını bekler. Herhangi bir konuda bunu sağlayamayan hiçbir siyaset kurumunun inandırıcılığından da söz edemesiniz.
Ancak, toplumu ve kitleni yapacağın değişikliğe ve vereceğin ödüne ikna edebiliyorsan sıkıntı yok. Edemiyorsan, sıkıntı büyük demektir.
Son söz: Sağlıklı bir siyaset yapacağım diyorsanız mutlak surette ilkelerinden ödün vermeden yapacaksınız.
Yorum Yazın