YANKI BAĞCIOĞLU:
YANKI BAĞCIOĞLU:

İSRAİL–YUNANİSTAN SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ VE TÜRKİYE AÇISINDAN DEĞERLENDİRME !!

Yayınlanma: 08 Eylül 2026
76890 Görüntüleme
1/ İsrail, Yunanistan ve GKRY yıllardır ortak tatbikat, eğitim ve askerî iş birliği faaliyetleri yürütüyor. Bu nedenle üçlü yakınlaşmanın kendisi yeni veya abartılması gereken bir gelişme değil. Ancak iş birliğinin niteliği ve teknolojik boyutu değişiyor.

2/ Yunanistan ve GKRY’de İsrail yapımı radar, hava ve füze savunma sistemlerinin yaygınlaşması yalnızca yeni silah alınması anlamına gelmiyor. Asıl önemli konu; radarların, erken ihbar sistemlerinin, hava savunma unsurlarının ve komuta-kontrol merkezlerinin zaman içinde birbirine bağlanması ve elde edilen bilgilerin paylaşılmasıdır.

3/ Böyle bir yapı gelişirse İsrail, kendi sistemlerinden elde ettiği bilgilerle Yunanistan ve GKRY’deki sensörlerden gelen bilgileri birleştirerek Doğu Akdeniz’den Ege’ye uzanan daha geniş bir alanda hava ve deniz hareketliliğini daha erken görebilir ve takip edebilir. F-35 gibi gelişmiş uçakların da bu bilgi ağına dahil olması, oluşturulacak ortak hava ve deniz resminin askerî değerini daha da artırabilir.

4/ Bu nedenle Türkiye açısından asıl mesele Yunanistan’ın kaç füze, radar veya batarya aldığı değildir. Asıl takip edilmesi gereken; bu sistemlerin birbirine ne ölçüde bağlanacağı, İsrail’le hangi bilgilerin paylaşılacağı ve bu bilginin gerektiğinde askerî harekâtta ne ölçüde kullanılabileceğidir. İsrail’le yapılan havada yakıt ikmali eğitimleri ve istihbarat kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalar da bu daha geniş çerçeve içinde değerlendirilmelidir. “Aşil Kalkanı”na da yalnızca bir hava ve füze savunma projesi olarak bakılmamalıdır.

5/ İsrail menşeli füze, radar ve diğer askerî sistemlerin gayri askerî statüdeki adalara konuşlandırılması ise ayrı bir konudur. Böyle bir gelişme Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendirmenin yanında Lozan ve Paris Antlaşmaları bakımından da değerlendirilmelidir. İhlal halinde diplomatik girişimler artırılmalı; konu BM ve NATO gündemine taşınmalı, ihlallerin devamı halinde Güven Artırıcı Önlemler görüşmelerinin askıya alınması da değerlendirilmelidir.

6/ Türkiye bu gelişmeleri ne küçümsemeli ne de olduğundan büyük göstermelidir. Yapılması gereken, Ege ve Doğu Akdeniz’de oluşabilecek yeni askerî-teknolojik yapıyı bütün olarak takip etmek ve savunma planlamasını gerçek harekât ihtiyaçlarına göre şekillendirmektir. Kısıtlı kaynaklar önceliği düşük projelere dağıtılmamalı; acil ve kritik ihtiyaçlara yönlendirilmelidir.

7/ Bu çerçevede daha önce açıkladığımız “10 İhtiyaç ve 1 Sistem” önceliğini koruyor: balistik füze savunma kabiliyetli mühimmat sürdürülebilir entegre hava savunma sistemi, EF-2000 tedariki,ANKA-3 ve KIZILELMA hızlandırılması; F-16 ÖZGÜR modernizasyonu; KAAN MMU, Yeni Tip Denizaltı ve MİLDEN, hava savunma muhribi, gemi konuşlu DİHA, kargo/nakliye uçağı, deniz helikopterleri ile Kara Kuvvetleri ve TCG ANADOLU için ağır sınıf nakliye helikopterleri ve Askerî Sağlık Sistemi’nin yeniden tesisi.

8/ Caydırıcılık söylemle değil; tehdidi zamanında görmek, doğru öncelikleri belirlemek ve ihtiyaç duyulan kabiliyeti zamanında kazanmakla sağlanır.

Yorum Yazın