Fikri Sağlar
Fikri Sağlar

Aç çocuk, zengin müteahhit: 23 yılın eğitim hesabı!

Yayınlanma: 17 Eylül 2026
159413 Görüntüleme

Hafta sonu, Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın devam ettirdiği “8. Mudanya Kitap Fuarı”na katıldım...

Başkan Deniz Dalgıç’ın moderatörlüğünde “İşgal-Direniş-Kurtuluş” temalı söyleşi sonrasında, Gazeteci Nazım Alpman ve Doç. Dr Ekin Kadir Selçuk’un yazdığı “Mücadelenin onurlu yolu Fikri Sağlar” kitabını imzaladım...

Kadınların doldurduğu “MÜTAKERE MEYDANI’nda” yapılan “Kitap Günleri” programındaki söyleşi  yoğun ilgiyle geçti...

Söyleşide; Ülkemizin içinde bulunduğu vahim durumu yurttaşlarımızla birlikte paylaştık... Kimse yaşamından memnun değil...

Neyse ki, ”Yerel yönetimlerin başarısı”, milletin umutsuzluğuna çare oluyor...

Koltukta biraz daha kalmak ve birlikte yol aldıkları emperyalist işbirlikçilerinin çıkarını korumak adına, yaratılan kaos ortamına rağmen, yurttaşlar, kararlı bir şeklide önlerine konacak sandığı bekliyorlar...

Üsküdar Belediyesi’nin AKP tarafından işgal edilmesindeki hukuk ve ahlak dışı yöntem, yurttaşlarımızı daha da kızdırmış...

∗∗∗

12 Eylül Mudanya’nın aynı zamanda “Düşmandan Kurtuluş Günü!”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kazandığı zaferin müjdesi olan, “Mudanya Ateşkes Mütarekesinin” imzalandığı binanın meydanında toplanan yurttaşlar, kitaba gösterdikleri ilgiyi ve aynı zamanda bilinçli toplumun laik demokrasiye olan bağlılıklarını da sergiliyor...

TAKSAV ve BirGün Gazetesi standına olan ilgi de bunun göstergesi...

Bu arada, “Mudanya 8. Kitap Günlerini “ başarılı bir şekilde gerçekleştiren Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Kültür Müdürü Sevgi Ursavaş, yardımcıları Berfin Şenkal ve Büşra Göçmezler’e  emeklerinden dolayı teşekkür etmek gerekir.

∗∗∗

Dün okullar açıldı...

Yaklaşık 18 milyon öğrenci yeni öğrenim yılına

başladı... AKP 2002’de iktidara geldi...

Bugün okula başlayan çocuğun annesi de babası da büyük ihtimalle, ucundan da olsa AKP döneminin eğitim sisteminden geçti...

Öyleyse artık “eski Türkiye” bahanesi geçerli değil, milleti aldatmaktan vazgeçelim...

∗∗∗

23 yılı aşkın süredir AKP iktidarda! Eğitimde gördüğümüz dehşet verici tablonun  siyasi sorumlusunun AKP olduğu bilinen ve somutlaşmış bir gerçek...

OECD’nin PISA 2022 verilerine bakalım: Türkiye matematikte, okumada ve fende OECD ortalamasının altında. Matematikte öğrencilerin yalnızca yüzde 61’i asgari yeterlilik düzeyine ulaşabiliyor; OECD ortalaması yüzde 69.

Üst düzey matematik başarısına ulaşanların oranı Türkiye’de yüzde 5, OECD’de yüzde 9. Daha da çarpıcı olanı: Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 42’si matematik derslerini anlamadıklarını, çünkü öğretmenlerinin yeterli olmadığını söylüyorlar...

Kısaca OECD, tüm dallarda Türk öğrencilerinin genel ortalamanın altında olduğunu açıklıyor...

∗∗∗

Şimdi Sayın Yusuf Tekin’e soralım:

Birkaç sıra yükseldik diye övünmeden önce OECD’nin açıkladığı oranları incelediniz mi?

MEB, 2024’ten itibaren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni uygulamaya koydu. Bakanlık kendi metinlerinde “ruh ve beden bütünlüğü”, “erdem-değer-eylem”, “millî ve manevi değerler” gibi kavramları eğitim modelinin merkezine yerleştiriyor...

Ama matematik, Fizik, kimya, imla, felsefe ve mantık gibi temel dersler yok!

Elbette çocuk ahlakı da kültürü de öğrenmelidir. Ama devlet okulunun birinci görevi belirli bir dünya görüşüne uygun insan yetiştirmek değil; matematik bilen, bilimsel yöntemi kavrayan, yabancı dil konuşabilen, teknoloji üreten ve iktidar dâhil herkesi sorgulayabilen özgür yurttaş yetiştirmektir... Dünya, yapay zeka, uzay madenciliği, nadir toprak elementlerinden yeni uzay teknolojileri üretmeye çalışırken, ve  daha da  ileri araştırmalar yaparken biz, dinden bahseden bir toplum yaratmaya çalışarak ne elde bekliyoruz? Asıl soru bu? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?

∗∗∗

İnsanlık, çip, biyoteknoloji ve kuantum teknolojilerinde yarışırken, bizim çocuklarımızın bir bölümü açlıkla, yoksullukla ve eğitim eşitsizliğiyle mücadele ediyorsa burada “yerli ve millî” nutuklar değil, sonuçlar konuşmalı!

Çünkü gerçek millî güvenlik yalnızca füze yapmak değildir... Gerekli olan, o füzeyi tasarlayacak fizikçiyi, yazılımı geliştirecek mühendisi, yeni ilacı bulacak bilim insanını yetiştirmektir...

∗∗∗

Milyonlarca öğrencinin bulunduğu bir ülkede neden hâlâ bütün çocukları kapsayan bilimsel eğitim, temel kamu politikası değil?

Neden çocuğun beslenmesi aile bütçesinin insafına bırakılıyor?

Köprüye, otoyola, şehir hastanesine kaynak ve garanti modeli üretebilen devlet, çocuğun tabağına gelince neden aynı kararlılığı gösteremiyor?

Bütçe teknik belge değildir. Bütçe, iktidarın vicdan cetvelidir.

AKP’ye sorumuz çok açık: 23 yılda çocuklarımızı dünyanın en iyi eğitim sistemleriyle yarıştıracak noktaya neden getiremediniz?

Ve daha önemlisi: Türkiye Yüzyılı diyorsunuz!
Karnı aç, bilime erişimi sınırlı bir çocukla hangi  yüzyılı kuracaksınız?

Yorum Yazın