Şehriban TEKCE
Şehriban TEKCE

Aynı Evde Yalnızlık

Yayınlanma: 28 Ocak 2026
28468 Görüntüleme
Zamanın Aileyle İmtihanı

Aile kavramının tükendiği yıllara geldik.
Belki de farkında olmadan… Belki de çok farkında olup hiçbir şey yapmadan.
Aynı evdeyiz ama aynı sofrada değiliz.
Bir zamanlar günün en kıymetli anı olan akşam yemekleri, artık sessiz bildirim sesleriyle bölünen kısa molalara dönüştü. Sofralar kuruluyor ama sohbetler kurulmadan dağılıyor. Herkes aynı çatı altında, ama herkes kendi ekranının içinde.

Herkesin elinde telefon var, kimsenin elinde kimse yok.
Dokunuyoruz ama hissetmiyoruz. Yazıyoruz ama konuşmuyoruz. “Nasılsın?” sorusu bir mesaj kadar hızlı, bir bildirim kadar yüzeysel. Oysa bir bakış, bir omuz, bir suskunluk bazen bin kelimeden daha gerçekti.
Paylaşımlar çoğaldı, paylaşılan hayatlar azaldı.
Sosyal medyada mutlu aile tabloları, gülümseyen yüzler, kalabalık sofralar… Ama kameranın kapandığı yerde herkes kendi yalnızlığına dönüyor. Gösterilen mutluluk, yaşanan mutluluğun yerini aldı. Hayat, yaşanmaktan çok sergilenir oldu.
Kalabalık fotoğraflarda yalnızız.
Yan yana duruyoruz ama kalp kalbe değil. Aynı karedeyiz ama aynı duyguda değil. Birbirimize yakınlaştıkça, birbirimizden uzaklaştık. Çünkü dinlemeyi unuttuk. Anlamayı erteledik.
Sessiz evlerde kaybolduk.
Gürültü var ama ses yok. Televizyon açık, telefonlar aktif, ama evin içinde bir boşluk dolaşıyor. Çocuklar odalarında, anne-baba kendi dünyasında. Aynı evde büyüyen ama birbirine yabancılaşan bireyler yetişiyor.
Beğeni çok, merhamet az.
Bir tuşa basarak destek oluyoruz ama bir el uzatmaya üşeniyoruz. Kalp emojileriyle vicdan rahatlatıyor, gerçek acılara gözlerimizi kapatıyoruz. Oysa aile dediğimiz şey; birlikte gülmek kadar birlikte susabilmek, birlikte güçlü olmak kadar birlikte yaralanabilmekti.
Aile, sadece aynı soyadı taşımak değildir.
Aile; paylaşmaktır, sabretmektir, anlamaktır. Aynı sofrada oturmak kadar aynı derdi omuzlayabilmektir. Aile, ilk sığınağımız, son limanımızdır. Onu kaybedersek, kalabalıklar içinde savrulmaya mahkûm oluruz.
Belki de yeniden başlamak gerekiyor.
Telefonu bir kenara koyarak, göz göze gelerek…
Birlikte yemek yiyerek, birlikte susarak…
Aynı evde değil, aynı yürekte buluşarak…
Çünkü aile giderse, değerler de gider.
Değerler giderse, insan kalmaz.

Yorum Yazın