Hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğu o meşhur "ince çizgi" var ya; işte o çizginin aslında buz gibi metal ranzalar, karmaşık kablolar ve hiç susmayan monitör seslerinden ibaret olduğunu anlamak için bazen kalbinizin duraklaması gerekiyormuş. Geçtiğimiz günlerde kalp enfeksiyonu sonrası koroner yoğun bakım ünitesinde geçirdiğim o iki gece, bana sadece sağlığımı değil, modern zamanın dervişlerini de tanıttı.
Zamanın Durduğu, Mücadelenin Başladığı Yer
Koroner yoğun bakım, dış dünyadan kopuk, zamanın çizgisel değil, kalp ritmine göre aktığı bir yer. O ağır kapılar üzerinize kapandığında artık bir isim, bir unvan veya bir makam değilsinizdir. Sadece bir "can"sınızdır. Ve o an, hayatınızı "emanet" ettiğiniz insanların yüzündeki kararlılık, alabileceğiniz en büyük ilaçtır.
Gözlerimi açtığımda gördüğüm tablo bir film sahnesi gibiydi ama çok daha gerçek, çok daha sertti. Bilinci kapalı bir hasta ile bilinci yarı açık olan bana gösterilen o eşit, o tereddütsüz özveri... Orada kimse kimsenin kim olduğuna bakmıyor; tek bir ortak dil var: Yaşatmak.
Monitörün Işığında Saklı Fedakarlık
Bir yoğun bakım ekibi için "mesai" kavramı sadece saatlerden ibaret değil. Stabil giden bir monitörün o düzenli sesi bir saniyede acı bir alarm çığlığına dönüştüğünde, o odadaki profesyonelliğin nasıl bir refleksle devleştiğine tanık oluyorsunuz. Korku yok, tereddüt yok; sadece saniyelerle yarışan bir bilgi birikimi ve cesaret var.
Günümüzde manşetleri süsleyen sağlıkta şiddet haberlerini, o bembeyaz formaların üzerine sıçrayan haksız öfkeyi düşündükçe insanın kalbi daha çok sızlıyor. Bizler dışarıda hayatın küçük hesaplarını yaparken; içeride birileri, hayatını hiç tanımadığı bir yabancının kalbi biraz daha atsın, bir nefes daha alsın diye feda ediyor. Uykusuzluktan kızarmış gözlerle, bazen bir kuru teşekkür bile duymadan bir hayatı daha kıyıya ulaştırmaya çalışıyorlar.
Sessiz İnat: Hayatı Savunmak
Bu yazı, bir hastanın şifa bulma öyküsünden ziyade, o sessiz mücadelenin isimsiz kahramanlarına bir saygı duruşudur. Amasya Şerafettin Sabuncuoğlu Devlet Hastanesi’nde görev yapan, başta Orhan ve Gökhan hocalarım olmak üzere, tüm koroner yoğun bakım ve kardiyoloji ekibi şahsında; Türkiye’nin dört bir yanında "bir kalp daha atsın" diye inatla hayatı savunan tüm sağlık emekçilerine teşekkür borçluyuz.
Ben o gerçeği, kalbimin başucundaki monitörün ışığında iliklerime kadar hissettim: Onlar orada olduğu sürece, o kapıların ardında umut her zaman taze kalacak.
İyi ki varsınız.
Yorum Yazın