Tarih sayfalarını karıştırdığımızda, bazı dönemeçler vardır ki sadece bir takvim yaprağının değişimi değildir; bir zihniyetin, bir kaderin ve insan onurunun yeniden yazıldığı büyük birer milattır. 29 Ekim 1923, tam da böyle bir eşiktir. Bu tarih, yüzyıllar boyunca tebaa, yani bir hükümdarın iradesine boyun eğen "kul" statüsünde tutulmuş bir halkın, kendi kaderini eline alarak onurlu bir "ulus" (millet) haline dönüşmesinin destanıdır.
*Kul Olmanın Sessizliği, Ulus Olmanın Sesidir İmparatorlukların gerileme ve çöküş dönemlerinde halklar, yöneticilerinin gözünde genellikle yönetilmesi, vergi vermesi ve gerektiğinde savaşması gereken bir kitleden ibaretti. Padişahın, sultanın ya da halifenin tebaası olmak; bireyin hak ve özgürlüklerinin değil, yalnızca görevlerinin olduğu bir düzeni temsil ederdi. Bu düzende birey birey değil, bir bütünün silik parçasıydı. Fikir üretmek, yönetime katılmak, "ben de varım" demek iktidarın sahiplerine mahsustu.
*
Cumhuriyet ise bu kadim ve ezberletilmiş statüyü yerle bir etti. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı, sadece düşman çizmelerini bu topraklardan atmakla kalmadı; aynı zamanda zihinlerdeki emperyalist ve feodal prangaları da parça parça etti. 29 Ekim’de ilan edilen Cumhuriyet, egemenliğin kayıtsız şartsız millete devredildiği, yani kul olmaktan çıkıp "vatandaş" olunduğu o büyük uyanıştı.
*
"Efendiler, Yarın Cumhuriyet’i İlan Edeceğiz!" Bu dönüşümün en güzel özetidir o tarihi gece. Bir milletin, sarayın kapılarından meclisin kürsülerine yürüyüşüdür. Artık kaderini bir kişinin iki dudağı arasına bırakanlar değil; seçen, sorgulayan, üreten, yönetime katılan ve en önemlisi "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen bir toplum var oluyordu. Ulus olmak, aynı hedefe aynı duygularla bakabilmek, ortak bir geçmişi kucaklarken geleceği birlikte inşa edebilmektir. Dilimizle, kültürümüzle, sanatımızla, fabrikalarımızla, okullarımızla kendi ayağımız üzerimde durma iradesidir. Kadınıyla erkeğiyle omuz omuza vererek "Biz de varız" demektir.
*
Bugün Cumhuriyete Nasıl Bakmalıyız? Bugün 29 Ekim’i kutlarken, sadece geçmişin zaferlerini yâd etmekle kalmamalıyız. Cumhuriyet’in bize sunduğu bu büyük emanetin değerini, özellikle onun getirdiği kazanımları hatırlayarak idrak etmeliyiz.
-
Eşitliktir: Kimsesizlerin kimsesi olabilmek, fırsat eşitliğiyle köydeki bir çocuğun ülkenin en yüksek makamına gelebilmesinin önünü açmaktır.
-
Aklı ve Bilimi Rehber Edinmektir: Dogmaların yerine bilimi, kul olmayı reddedip aklını ve iradesini özgürce kullanmayı koymaktır.
-
Sorumluluktur: Vatandaş olmak sadece haklara sahip olmak değil, o hakları korumak ve ülkeye karşı sorumluluk taşımak demektir.
Cumhuriyet, kolay kazanılmadı; uğruna canlar verildi, yoksulluklar çekildi, büyük bedeller ödendi. Onu korumak ve yaşatmak da bugün bizlerin, yani o ulusun onurlu fertlerinin en temel görevidir. Kul olmanın karanlığından ulus olmanın aydınlığına geçişimizin 103. yıl dönümünde; başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatanı bize armağan eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
*
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! İlelebet ilelebet payidar kalsın...
Yaşasın Cumhuriyet....
Yorum Yazın