Hayatın en ağır, en unutturulmaz bekleyişleri genellikle şaşaalı salonlarda ya da geniş alanlarda yaşanmaz. O bekleyişler, hastane koridorlarının o soğuk, renksiz ve dilsiz atmosferinde; üzeri kırmızı harflerle yazılı "YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ" levhasının altındaki birkaç metrekarelik alana sıkışıp kalır.
O levha, sıradan bir bilgilendirme yazısı değildir. İki ayrı dünyayı, iki ayrı zamanı ve iki ayrı mücadeleyi birbirinden ayıran keskin bir sınırdır.
Cam bölmenin ve kilitli kapıların hemen üzerinde yer alan o kırmızı tabelanın tam altında beklemek, insanın zamandan ve mekândan soyutlandığı anın ta kendisidir.
Bir tarafta cihazların düzenli ritmiyle hayata tutunmaya çalışan, her nefesi bir direniş olan dev bir çınar; diğer tarafta ise gözünü o kapıdan ayıramayan, giren çıkan her doktorun ve her hemşirenin adımlarından umut devşirmeye çalışan soluksuz bir evlat…
Kapının ardında zaman başka türlü akar. Orada kelimeler susmuş, yerini tıbbi cihazların monoskopik seslerine ve yaşam göstergelerine bırakmıştır. Senelerce gölgesine sığındığınız, her derdinizde yanınızda bir dağ gibi duran babanız, şimdi o soğuk odada hayatla en büyük mücadelesini vermektedir.
O, orada yalnız değildir belki; ama içerideki o çetin mücadelede evladının elini tutamadığı için en büyük yükü yine kendi omuzlarında taşır. Yılların yorgunluğu, hayattaki mücadeleleri, aile için dökülen alın terleri...
Hepsi o yatakta, her bir nefes alışverişte yeniden anlam kazanır.
Kapının bu tarafında ise hayat durur. Koridordaki soğuk sandalyeler, taş zemin, duvarda asılı kalan talimatlar ve kapıdaki "Bilgi için bekleyin"
Burada beklemek;
* Söylenmemiş her cümlenin ağırlığını omuzlarında hissetmektir.
* Geçmişe dönük her anıyı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçirmektir.
* Her kapı açılışında yüreğin ağza gelmesi, her kapanışında ise derin bir sessizliğe bürünmektir.
Gözlerdeki yorgunluk, yüz çizgilerine oturan o derin endişe, aslında tek bir şeye işaret eder: Umut.
Çünkü bir evlat, ne kadar büyürse büyüsün, babasının kapısında beklerken yine o küçük çocuktur. O çınarın yıkılmaması için, o gölgenin üzerimizden eksilmemesi için edilen dualar, o koridorun en güçlü yankısı olur.
O kapı bir gün açılacak. O yorgun gözler tekrar dışarıdaki ışığa bakacak ve bir evlat, sığındığı o en güvenli limana yeniden kavuşacak. Çünkü hayat, bu iki yüreğin arasındaki o kopmaz bağ kadar güçlüdür.
Dualarımızın, umudumuzun ve sabrımızın o kapının ardındaki tüm çınarlara şifa olması dileğiyle...
Yorum Yazın