Modern insanın en büyük trajedisi, artık kendisini kaybettiğini fark edecek kadar bile durup düşünememesidir. Kalabalıkların arasında yürüyen milyonlarca insan var; ama kaçımız gerçekten yaşıyoruz? Kaçımız yalnızca nefes almanın ötesine geçebiliyoruz?
Bazen insanın içinden her şeyi geride bırakıp gitmek geliyor. Bir gemiye binmek…
Gürültüden, yapay ilişkilerden, tüketilmiş cümlelerden uzaklaşmak… Karadaki görünmez dalgalarla boğuşmadan, dünyanın dayattığı o ağır ruh hâlinden sıyrılmak. Çünkü artık yorulan beden değil sadece; düşünmekten vazgeçen zihinler var. Ruhlar dinlenmeye çekilmiş, insanlar otomatikleşmiş bir hayatın içinde savruluyor.
Oysa insan, hareket ettiğinde yaşadığını fark ediyor. Yerinden kalktığında, yürüdüğünde, değişmeye cesaret ettiğinde… Mutluluk bazen gerçekten yalnızca bir adım uzağımızda oluyor. Ama o adımı atacak cesareti bulmak, çağımızın en zor işi hâline geldi.
Bugün şehirler ışıl ışıl. Teknoloji gelişiyor, binalar yükseliyor, ekranlar büyüyor. Fakat insanın iç dünyası aynı hızla kararıyor. Kimi ruhunun derinliklerinde bir karanlık taşıyor, kimi bastırdığı bir zorbalığın içinde yaşıyor, kimi ise neyin içinde olduğunu bile anlayamayacak kadar toy bırakılıyor.
Geçenlerde Bulgurlu– Üsküdar hattı metroda insanları izledim. Herkesin başı telefona eğilmişti. Yüzlerde aynı yorgunluk, aynı kopukluk… Kimse kimseye bakmıyor. Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten bir şey söylemiyor. Ezberlenmiş fikirler, hazır öfkeler, sosyal medyadan ödünç alınmış düşünceler… İnsanlar neye inandığını ve konunun derinini tam bilmiyor ama her konuda kesin konuşabiliyor.
En acısı da şu: İnsan artık neden mutsuz olduğunu bile bilmiyor! Neyi savunduğunu, neden yorulduğunu, neyin eksik olduğunu anlayamıyor. Fakat buna rağmen sürekli konuşuyor, sürekli hüküm veriyor. Gürültü büyüyor ama anlam küçülüyor.
Belki de çağımızın en büyük problemi tam olarak budur: İnsan, kendi içine dönmeyi unuttu. Kendisiyle baş başa kalmaktan korkuyor. O yüzden ekranlara sığınıyor, kalabalıklara karışıyor, hızın içine saklanıyor.
Ama yine de umut tamamen kaybolmuş değil.
Çünkü bazen insanın kurtuluşu; yalnızca durup etrafına bakmasında, derin bir nefes almasında ve içindeki sesi yeniden duymasında gizlidir. Belki de gerçekten mutluluk için bir adım yeterlidir.
Yorum Yazın