HÜSEYİN OKUMUŞ
HÜSEYİN OKUMUŞ

6 Şubat: Bir Toplumsal Yıkımın Analizi ve Unutulmayan Tanıklıklar

Yayınlanma: 06 Şubat 2026
16003 Görüntüleme
Takvimler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde Türkiye, modern tarihinin en büyük trajedilerinden birine uyandı. Atatürkçü Düşünce Derneği Ümraniye Şubesi’nin görevlendirmesiyle, Hüseyin Okumuş ve Kemal Eryılmaz olarak bizler, felaketin hemen ardından İstanbul’dan Hatay’a doğru yola çıktığımızda bizi bekleyen tablonun vahametini ancak oraya vardığımızda tam anlamıyla kavrayabildik. 6 Şubat akşamı ulaştığımız bölge, sadece fiziksel bir yıkımı değil, toplumsal ve kurumsal bir sınavı da gözler önüne seriyordu.

Psikolojik ve Sosyolojik Yıkım
Sosyolojik açıdan deprem, bir toplumun "güven" ve "aidiyet" duygularını sarsan en büyük kırılmalardan biridir. Hatay sokaklarında gözlemlediğimiz o derin sessizlik ve çaresizlik, halkın en temel sığınağı olan evlerinin birer risk alanına dönüşmesinin yarattığı kolektif bir travmaydı. Binalar yıkılırken aslında insanların geçmişleri, mahalle kültürleri ve kimlikleri de enkaz altında kaldı.

Sahadaki en büyük eksikliklerden biri olan organizasyonel dağınıklık, depremzedelerin psikolojik durumunu daha da ağırlaştırdı. Kişilerin en zor anlarında bir muhatap veya yönlendirme bulamaması, sosyolojik anlamda bir "yalnızlaşma" duygusunu tetikledi. Yardımların ulaştırılmasındaki koordinasyon sorunları, liyakatin ve önceden hazırlanmış afet planlarının hayati önemini bir kez daha acı bir şekilde kanıtladı.

Sahadaki Gözlemler ve Etik Sorunlar
Yardım faaliyetlerimizi yürütürken karşılaştığımız en üzücü durumlardan biri de, böylesine büyük bir insani kriz anında dahi ortak bir dayanışma kültüründen ziyade, kendi dar ideolojik veya grupsal çıkarlarını ön plana çıkarmaya çalışan yapıların mevcudiyetiydi. Yardımların adil ve sağlıklı dağıtılmasına engel olan bu tür yaklaşımlar, toplumun ihtiyaç duyduğu "birlik" ruhuna zarar veren, hafızalarımızdan silinmeyecek birer etik sorundu.

Çevresel Etkiler ve Bilimin Rehberliği
Çevresel ve kentsel açıdan Hatay, bilimin ve tekniğin ihmal edilmesinin ağır faturasını ödedi. Doğru zemin etüdü, denetimli yapılaşma ve liyakatli kentsel planlama ilkelerinin ihlali, doğa olayını bir toplumsal afete dönüştürdü. Bizler orada sadece enkaz kaldırmadık; bilimin ışığından uzaklaşmanın yarattığı çevresel bir felakete tanıklık ettik.

Sonuç: Unutmamak Bir Sorumluluktur
Bizler, ADD Ümraniye Şubesi neferleri olarak ilaç, battaniye ve gıda desteğiyle halkımızın yanında olurken şunu gördük: Afet yönetimi sadece fiziksel bir müdahale değil, bir liyakat ve sistem meselesidir. Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı akıl ve bilim yolu, bu tür felaketlerin birer yıkıma dönüşmesini engelleyecek tek reçetedir.

6 Şubat’ı unutmamak; sadece yitirdiğimiz canları anmak değil, bu yıkıma neden olan eksikliklerin bir daha yaşanmaması için demokratik ve hukuki haklarımızı kullanarak "denetleyici" ve "uyarıcı" olma sorumluluğudur.

Saygıyla, rahmetle ve ders çıkarılmış bir gelecek umuduyla anıyoruz.

Yorum Yazın