Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

DİJİTAL ŞİDDETİN GÖLGESİNDE BÜYÜYEN NESİL: OKUL SALDIRILARI, OYUNLAR VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

Yayınlanma: 17 Nisan 2026
194752 Görüntüleme
Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 9 insanın hayatını kaybettiği okul saldırısı, sadece bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda derin bir sosyolojik kırılmanın da işaretidir. Bu tür olayların ardından ortaya çıkan bir başka çarpıcı gerçek ise dijital dünyada dolaşıma giren içeriklerin niteliğidir. “School hunter” ve “school shooting game” gibi aramalarla kolaylıkla erişilebilen, okul içinde şiddeti kurgulayan oyunlar; yalnızca birer eğlence aracı değil, aynı zamanda zihinsel bir inşa sürecinin parçalarıdır.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekir:
Bir çocuk, şiddeti nerede öğrenir?

Şiddetin Öğrenildiği Alanlar: Dijital ve Kültürel İklim

Sosyoloji bize şunu öğretir: İnsan davranışı, içinde bulunduğu çevreyle şekillenir. Aile, okul, medya ve dijital platformlar bu çevrenin temel bileşenleridir. Bugün çocuklar sadece sokakta değil; ekranlarda büyüyor. Telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar artık birer “dijital mahalle” haline gelmiş durumda.

Bu mahallede ise kimi zaman şu unsurlar öne çıkıyor:

Okul içinde saldırıyı “oyunlaştıran” içerikler
Mafya kültürünü normalleştiren diziler ve filmler
Şiddeti güç, korkuyu ise saygı unsuru gibi sunan anlatılar
Akran zorbalığını körükleyen sosyal medya dinamikleri

Bu içerikler bir araya geldiğinde, çocuk zihninde tehlikeli bir normalleşme başlıyor:
Şiddet sıradanlaşıyor, empati zayıflıyor.

Tarihsel Perspektif: Şiddetin Kültürel Dönüşümü

Toplumlar tarih boyunca şiddetle yüzleşmiştir. Ancak geçmişte şiddet, daha çok fiziksel alanlarla sınırlıydı. Bugün ise şiddet; dijitalleşmiş, estetikleştirilmiş ve çoğu zaman “oyun” kılıfı altında sunulmaktadır.

2018’de ABD’de yayımlanan “Active Shooter” oyununun büyük tepki sonrası kaldırılması, bu konuda toplumsal refleksin oluşabileceğini göstermişti. Ancak günümüzde benzer içeriklerin farklı isimlerle yeniden dolaşıma girmesi, denetimin süreklilik gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Aile ve Okul: İlk Savunma Hattı

Bu noktada sorumluluğu yalnızca devlete veya platformlara yüklemek eksik olur.
Aileler ve eğitim kurumları, çocukların dünyasında en güçlü belirleyicilerdir.

Velilerin ve öğretmenlerin şu konularda daha aktif rol alması gerekmektedir:

Çocukların kullandığı dijital cihazların içeriklerini düzenli olarak kontrol etmek
Yasaklayıcı değil, anlatıcı ve bilinçlendirici bir dil kullanmak
Çocuklara şiddetin sonuçlarını etik ve insani boyutlarıyla öğretmek
Akran zorbalığına karşı okul içinde güçlü rehberlik sistemleri kurmak
Devlet ve Kurumsal Denetim

İletişim Başkanlığı ve ilgili kurumların, bu tür içeriklere karşı daha etkin filtreleme ve denetim mekanizmaları geliştirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Dijital platformlar küresel olabilir; ancak çocuklar yereldir, toplumundur.

Edebi ve Tarihsel Bir Hatırlatma

Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, eğitim ve gençlik konusunda şu sözleriyle bugün hâlâ yol gösteriyor:

“Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”

Ve gençliğe seslenirken verdiği sorumluluk ise çok daha derindir:

“Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

Bu sözler, eğitimin sadece bilgi aktarmak değil; karakter, vicdan ve sorumluluk inşa etmek olduğunu hatırlatır.

Sonuç: Sorumluluk Ortaktır

Kahramanmaraş’ta yaşanan acı, bize bir kez daha şunu göstermiştir:
Sorun sadece bir birey değil, o bireyi şekillendiren tüm sistemdir.

Aile, okul, medya ve devlet el ele vermedikçe;
dijital dünyanın karanlık köşeleri, çocukların zihnini işgal etmeye devam edecektir.

Ve belki de en kritik soru şudur:
Biz çocuklara nasıl bir dünya bırakıyoruz; ve onlar o dünyada kim oluyor?

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları