HÜSEYİN OKUMUŞ
HÜSEYİN OKUMUŞ

BAYRAMIN FİTRESİ "SABIR", ZEKATI "NASİHAT" MI OLDU?

Yayınlanma: 20 Mart 2026
158497 Görüntüleme

Geleneksel dokumuzda bayram; küslerin barıştığı, ellerin öpüldüğü, sofraların paylaşıldığı bir "biz" olma mevsimidir. Ancak bu yıl, ekonomik kaygıların devasa gölgesi bu kutsal mevsimin üzerine kâbus gibi çökmüş durumda. Sosyolojik bir gerçeklikle yüzleşmek gerekirse; bugün sokaktaki vatandaş için bayram, neşe değil, bir "hesap kitap" zorunluluğuna dönüşmüştür.

Kuru Nasihat Karın Doyurmuyor Ülkeyi yöneten siyasi iradenin, yaşanan bu derin ekonomik buhrana karşı sunduğu "sabır" telkinleri ve "şükür" nasihatleri artık miadını doldurmuştur. Zira bayramda nasihatle bayramlaşılmaz. Bayramın dili somuttur; çikolatadır, şekerdir, yeni dikilmiş bir bayramlıktır ve en önemlisi torunun avucuna bırakılan o küçük ama gururlu harçlıktır.

Bir dedenin, cebindeki kısıtlı emekli maaşıyla torunundan köşe bucak kaçtığı, eşe dosta gidecek bir kutu şekerin hesabını yaptığı bir iklimde; yönetenlerin kürsülerden sunduğu pembe tablolar halkın gerçeğine teğet bile geçmiyor. Ziyarete giderken heybede "nasihat" götürülmez. Misafire "temenni" ikram edilmez.

Üretenin Çilesi, Emeklinin Sessiz Çığlığı Bugün köylümüz toprağına küstürülmüş, çiftçimiz gübre ve mazot fiyatları altında ezilmiş, işçimiz ise daha ayın başında tükenen maaşıyla bayramı nasıl çıkaracağının derdine düşmüştür. Yanlış ekonomik uygulamaların faturası, her zamanki gibi yine üretene ve dar gelirliye kesilmiştir. Siyasi iktidar, artık sadece "kendinden olanı" değil, bu ülkenin asıl yükünü sırtlayan köylüyü, işçiyi ve emekliyi görmelidir. Belli bir yaştan sonra sağlığına mı, kirasına mı yoksa mutfak masrafına mı para yetiştireceğini şaşıran emeklimizin; bayramı "geçim mücadelesi" olarak görmesi, toplumsal vicdanımızda derin bir yaradır. Bir tek maaşla geçinmeye çalışanların bayramı, sadece takvimde bir yaprak değişiminden ibaret kalmamalıdır.                                                           Sonuç Olarak; Bölüşmenin asaleti, var olanın yok olanla somut paylaşımıdır. Bayramın gerçek huzuru, hanelere sadece dua ile değil, refah ve adaletle girmelidir. Kuru retoriklerin, geçici tesellilerin yerini; alın terinin karşılığının verildiği, üretimin desteklendiği ve emeklinin onuruyla bayram yapabildiği bir düzen almalıdır. Bu bayramda torunlarınızın gözlerinin içine kaçarak değil, sevgiyle bakabildiğiniz; şekerin tadının pahalılıkla acılaşmadığı, nasihatin değil bereketin paylaşıldığı bir dünya diliyorum.

Yardımlaşmanın huzuru hanenizden, adaletin ışığı ülkemizden eksik olmasın.

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun.

Yorum Yazın