Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Bir Kutlama Değil, Bitmeyen Bir Kavganın Adıdır 1 Mayıs

Yayınlanma: 01 Mayıs 2026
193489 Görüntüleme

Takvimler 1 Mayıs’ı gösterdiğinde, pek çokları için bu tarih sadece kırmızı puntolarla işaretlenmiş bir tatil gününden ibaret olabilir. Oysa 1 Mayıs; sadece takvimde bir yaprak ya da sembolik bir anma günü değildir. O, emeğin sermaye karşısındaki tarihsel direnişinin, haysiyet mücadelesinin ve sömürüye karşı yerkürenin dört bir yanından yükseltilen kolektif çığlığın adıdır.

1886’da Chicago’nun tozlu sokaklarından yükselen "sekiz saatlik iş günü" talebiyle başlayan bu uzun yürüyüş, bugün hâlâ emeği yok sayan, insanı rakamlara indirgeyen düzene karşı verilen en büyük toplumsal cevaptır.

Emek ve Sermaye Aarsındaki Bitmeyen Tahakküm 

Emek ve sermaye arasındaki uçurum, sadece soğuk ekonomik verilerle açıklanabilecek bir gösterge değildir. Bu, özünde bir iktidar ve tahakküm meselesidir. Alın terini metalaştıran, işçiyi üretim bandının ruhsuz bir parçası olarak gören sermaye odakları; emeğin örgütlü gücünden her zaman korkmuştur.

Çünkü 1 Mayıs, sistemin atomize ederek yalnızlaştırdığı bireylerin yeniden "biz" olduğu, sınıf bilincinin sokaklarda ete kemiğe büründüğü andır. Sermaye parçalamak ister; 1 Mayıs ise birleştirir.

Barikatlar ve Silinmek İstenen Hafızadır.

Ne hazindir ki; demokrasinin ve adaletin ölçütü olması gereken 1 Mayıs’lar, ülkemizde bir bayram havasından ziyade bir kuşatılmışlık panoramasını andırmaktadır. Bugün meydanlara çekilen setler, aslında birer güvenlik önlemi değil, ideolojik birer kalkandır.

  • Anıtlaşan Meydanlar: İşçi sınıfının belleği olan Taksim gibi meydanların işçiye kapatılması, aslında toplumsal hafızanın silinme çabasıdır.

  • Baskı Kıskacı: İktidarların meydanları barikatlarla çevirmesi, hak arayan emekçiyi gözaltı ve baskıyla sindirmeye çalışması, sermayenin çıkarlarını koruma refleksinden başka bir şey değildir.

Şunu unutmamak gerekir: Bir meydanı halka kapatmak, aslında halkın sesini boğmaktır. Oysa tarih bize şunu fısıldar: "Adalet verilmez, barikatlar aşılarak kazanılır. Eşitlik rica edilmez, dayanışmayla inşa edilir."

Emeklinin Aynasındaki Emek Mücadelesi 

Bu mücadele sadece aktif iş gücünün, fabrikaların mücadelesi de değildir. 1 Mayıs; ömrünü bu çarklar arasında eritmiş ama bugün yoksulluk sınırının altında bir hayata mahkûm edilmiş emeklilerin de günüdür.

Bir ömürlük emeğin ardından insanca yaşamak bir "lütuf" değil, ödenmiş bedellerin karşılığıdır. Emeklilerin bugün verdiği onurlu geçim mücadelesi, aslında bugün çalışan işçi sınıfının geleceğine tutulan bir aynadır.

Dileğimiz; hiçbir emekçinin sokağa çıktığı için suçlanmadığı, meydanların barikatlarla değil karanfillerle dolduğu, emeğin sömürülmediği bir gelecektir.

Alın teriyle dünyayı var edenlerin; fabrikalardan ofislere, tarlalardan şantiyelere kadar sömürüye başkaldıranların ve baskılara boyun eğmeyenlerin günü kutlu olsun.

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın emek mücadelesi!

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları