Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Bayram mı .? Dört Emekli, Bir Yoksulluk Sınırı ve Nerede O Eski Bayramlar?

Yayınlanma: 27 Mayıs 2026
194861 Görüntüleme

Hani her bayram sabahı televizyonlarda, gazete köşelerinde o klişe cümle kurulur ya: "Bir bayrama daha huzur ve mutluluk içinde girmenin sevincini yaşıyoruz." İnsan ister istemez durup bir düşünüyor; hangi huzur, kimin sevinci?

Bugün ülkemizde öyle bir ekonomik gerçeklikle karşı karşıyayız ki, artık rakamlar sadece istatistik değil, mutfaktaki yangının, cüzdandaki boşluğun ta kendisi. Dört emeklinin maaşını yan yana, üst üste koysanız, bugün ilan edilen tek bir "yoksulluk sınırı" rakamının yanına bile yaklaşamıyor. Eskiden emeklilik, ömrünü memlekete, işine adamış insanların "ununu eleyip eleğini astığı", torun tombalak sevindirdiği bir huzur dönemiydi. Bugün ise emeklilik, maalesef bitmek bilmeyen bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.

İşte tam da bu atmosferde bir Kurban Bayramı’nı daha karşılıyoruz. Paylaşmanın, dayanışmanın, bir araya gelmenin simgesi olan bu özel gün, asgari ücretlinin ve emeklinin sırtında artık ağır bir maddi yük. Peki, bu şartlar altında bir bayram nasıl gerçekten "kutlu" olabilir?

Bizim kültürümüzde bayram, sadece dini bir vecibe değildir; toplumsal bağları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Geçmiş bayramları hatırlayalım... Çok uzak değil, bundan yirmi-otuz yıl öncesine gidelim. Bayramlar;

  • Aylar öncesinden başlayan hazırlıklar,

  • Küçüklere alınan o meşhur bayramlık ayakkabılar,

  • Evlerde tepsilerce açılan baklavalar,

  • Ve en önemlisi, kesilen kurbandan pay almayan tek bir komşunun bile kalmadığı mahalle dayanışmaları demekti.

Sosyolojik açıdan bayramlar, toplumdaki sınıfsal farklılıkların görünmez olduğu, zengin ile fakirin aynı sofrada eşitlendiği zaman dilimleriydi. Kurban eti, eti sadece bayramdan bayrama görebilen hanelere ulaşır, böylece toplumsal adalet ve şefkat duygusu mahalle aralarında sessizce inşa edilirdi.

Bugün ise kültürel yapımız derin bir yara alıyor. Ekonomik kriz, insanları birbirinden uzaklaştırıyor. Akaryakıt fiyatları yüzünden memleketine, anasının babasının elini öpmeye gidemeyen binlerce insan var. Misafirine ikram edeceği çikolatanın, şekerlemenin hesabını yapan emeklilerimiz, bayramda kapı çalınmasın diye adeta evine kapanır hale geldi. Yani kriz, sadece cebimizi değil, bizi biz yapan misafirperverliğimizi ve kültürel bağlarımızı da vuruyor.

"Nerede O Eski Bayramlar?" Sorusunun Gerçek Cevabını bakalım mı?

Herkes suçu modern zamana, cep telefonlarına, değişen nesillere atıyor ve "Ah, nerede o eski bayramlar?" diye hayıflanıyor. Oysa eski bayramların güzelliği sadece genç olmamızdan ya da teknolojinin yokluğundan değildi; eski bayramların güzelliği, toplumun genelinde var olan bir parça huzurdan ve satın alma gücünden geliyordu.

Bir emekli maaşıyla ev geçindirip, üstüne bayramda torununa harçlık verebilen dedelerin, ninelerin huzuruydu o bayramlar. Bugün torununun gözünün içine bakıp, cebindeki üç kuruşu nasıl denkleştireceğini düşünen bir büyüğün hüznü, tüm toplumun hüznüdür.

Her Şeye Rağmen: Umudun ve Dayanışmanın Bayramı Olması Dileğiyle

Peki, başımızı öne eğip tamamen umutsuzluğa mı kapılacağız? Elbette hayır.

Bizler, en zor zamanlarda bile bir lokma ekmeğini bölüşmeyi bilmiş, Kurtuluş Savaşı'nı "Tekalif-i Milliye" emirleriyle, yani evindeki çorabı, çarığı paylaşarak kazanmış bir milletin evlatlarıyız. Devletin ve sistemin emeklisini açlığa mahkum ettiği bu düzende, bize düşen yine kendi içimizdeki o kadim dayanışma ruhunu ayağa kaldırmaktır.

Eğer bu bayramı gerçekten kutlu kılmak istiyorsak;

Yanı başımızdaki komşunun mutfağında ne kaynadığına bakmalı, bayram harçlığı veremeyen o mahcup emekli amcamızın, teyzemizin kapısını sadece hürmetle çalmalı ve paranın satın alamayacağı o insani sıcaklığı birbirimizden esirgememeliyiz.

Dört emeklinin bir yoksulluk maaşı etmediği bu adaletsiz düzende, bir sonraki bayramların gerçekten refah, adalet ve bolluk içinde geçeceği; emeklinin, işçinin ve dar gelirlinin yüzünün güleceği günlerin özlemiyle...

Tüm zorluklara rağmen acıyı paylaşarak azaltacağımız, umudu büyüteceğimiz bir Kurban Bayramı dilerim. Bayramınız kutlu, geleceğiniz umutlu olsun.

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları