Bir ülkenin yurttaşı sabahın erken saatinde sıraya girip oyunu sandığa atarken ne hisseder? Sadece bir kâğıdı zarfa koyduğunu değil; geleceğini, emeğini, yaşam tarzını ve en önemlisi kendi iradesini o sandığın içine emanet ettiğini bilir. Demokrasinin en somut, en temel anıdır o an. Yetkiyi halk verir; yönetenler ise o yetkiyi anayasal sınırlar içinde ve kamu yararına kullanır. Toplumsal sözleşmenin temeli tam olarak buradadır.
Peki, sandıktan çıkan o temsil yetkisi ve halk iradesi, seçimlerin ardından sistemin işleyişi veya siyasi güç dengeleri çerçevesinde işlevsizleştirilmeye veya yön değiştirilmeye başlanırsa ne olur?
"Ben neden sandığa gittim?" sorusu, işte bu hukuki ve siyasi tereddüt anlarında sorulur. Bu soru, bir sistem eleştirisinden ziyade, temel bir yurttaşlık hakkının anlamını sorgulayan haklı bir düşüncedir. Seçilen temsilcilerin hareket alanlarının idari tasarruflarla sınırlandırılması, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki yetki çatışmalarında halkın kararının ikincil plana düşmesi veya temsil imkânlarının daraltılması, demokratik katılım hissini zedeler.
Milli irade, yalnızca seçim gününe sıkıştırılmış bir süreç değildir. Seçimden sonra da seçilenlerin oy veren kitleyi temsil etme hakkının korunmasını gerektirir. Sandıktan çıkan tablonun, seçmenin arzusu dışında farklı siyasi mühendislikler veya idari kararlarla şekillendirilmesi, seçmen iradesinin temsil gücünü aşındırır. "Seçim sistemi ve sandık güvenliği" sadece oyların sayılması değil, verilen her oyun sonucuna ve o oyun temsil ettiği siyasi iradeye saygı duyulmasıdır.
Eğer yurttaş, tercihinin sistem içinde karşılık bulmadığı veya yetkilerin sürekli merkeze toplandığı hissine kapılırsa, sandığa olan güven sarsılır. Sandığa güvenin azaldığı yerde ise katılım bilinci zayıflar.
Bu yüzden "Ben neden sandığa gittim?" sorusu, demokratik sistemin sağlıklı işlemesi adına son derece kıymetlidir. Ancak bu sorunun yanıtı katılım hakkından vazgeçmek olamaz. Anayasal bir hak olan oy kullanmak, yurttaşın yönetimdeki en temel payıdır. Sandık, yetki veren tek merci olduğuna göre; temsil hakkına, seçme hakkına ve çıkan iradenin korunmasına hukuki ve demokratik zeminlerde sahip çıkmak, ortak geleceğimizin güvencesidir.
Yorum Yazın