Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Görüyorsan, Duyuyorsan Sorumlusun

Yayınlanma: 05 Eylül 2026
95491 Görüntüleme

Sokağın sesine kulak tıkayan, ekranın camından yansıyan adaletsizlikleri sadece birer dizi sahnesi gibi izleyip geçen modern insanın en büyük yanılgısı, tarafsız kalabileceğini sanmasıdır. Oysa "görüyorsan, duyuyorsan sorumlusun." Vicdan, konforlu salonlarda tüketilecek bir lüks değil; bu coğrafyanın sokaklarında, meydanlarında ve adliye koridorlarında sınanan ağır bir borçtur.

Bugün ülkemizin üzerine çöken siyasi iklim, bu sorumluluğu her zamankinden daha acil kılıyor. Devletin köklü kurumları anayasal işlevlerinden uzaklaştırılıp tek bir partinin arka bahçesine çevrilirken, halkın iradesiyle seçilmiş muhalefet belediyeleri acımasız bir kıskaca alınmış durumda. Hizmet üretmesi gereken yerel yönetimler projelerle değil; engellemelerle, mali kuşatmalarla ve tepeden inme vesayet odaklarıyla boğuşuyor. Daha da vahimi, baskı, tehdit ve iktidar aparatlarının dayanılmaz ağırlığıyla seçilmiş belediye başkanlarının kendi partilerinden koparılıp iktidar saflarına katılmaya zorlanmasıdır. Bu durum, sadece siyasi bir transfer hokkabazlığı değil, milyonlarca seçmenin iradesine vurulmuş aleni bir darbedir, bir siyasi gasp girişimidir.

Kurumsal çürümenin, liyakatsizliğin ve siyasal zorbalığın bu denli sıradanlaştırıldığı bir düzende, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyemeyiz. Çünkü o yılan bugün bir belediyenin kapısına dayanmıştır, yarın sizin iş yerinize, çocuğunuzun geleceğine, ekmeğinize uzanacaktır. Her suskunluk zorbanın sırtını sıvazlar; her korkaklık adaletin katillerine cesaret verir.

Artık sandık gününü bekleyerek ya da ev köşelerinde yakınarak geçecek zaman kalmamıştır. Gerçek bir toplumsal muhalefet ve aydın sorumluluğu, şu temel refleksleri hayata geçirmeyi zorunlu kılar:

  • İradeye Sahip Çıkmak: Yerel yönetimler üzerinde kurulan her türlü siyasi ve ekonomik ablukaya karşı, halkın sandıktaki iradesini ve yerel demokrasinin onurunu savunmak.

  • Kurumsal Tarafsızlığı Talep Etmek: Devletin kurumlarının bir partinin aparatı haline getirilmesine karşı yüksek sesle itiraz etmek, liyakati ve hukukun üstünlüğünü haykırmak.

  • Suskunluk Duvarını Yıkmak: Haksızlıkları, baskıları ve irade gaspını üç maymunu oynayarak geçiştirmemek, gördüğünü ve duyduğunu yüksek sesle kayda geçirmek.

  • Dayanışmayı Büyütmek: Zorbalığa karşı yalnızlaştırılmak istenen her bireyin, kurumun ve seçilmişin yanında omuz omuza durmak.

Albert Einstein, "Dünya, kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir" der. Gördüğümüzü görmezden, duyduğumuzu duymazdan gelerek satın aldığımız o geçici huzur, aslında kendi ellerimizle kazdığımız sessizlik kuyusundan başka bir şey değildir. Demokrasinin, adaletin ve halk iradesinin olmadığı bir ülkede hiç kimsenin yarın güvencesi yoktur. Gören gözün, duyan kulağın ve bu topraklar için atan bir vicdanın varsa; bu karanlığa karşı ses çıkarmak artık sıradan bir vatandaşlık görevi değil, tarihe ve gelecek kuşaklara karşı en temel borcumuzdur.

Yorum Yazın