Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Yüreklerdeki Değil, Duvarlardaki Engeller: Toplumsal Sorumluluğumuz..Hüseyin Okumuş yazdı.

Yayınlanma: 03 Aralık 2025
60060 Görüntüleme
Yüreklerdeki Değil, Duvarlardaki Engeller: Toplumsal Sorumluluğumuz..Hüseyin Okumuş yazdı.

3 Aralık, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bir "kutlama" günü değil, aynalarla yüzleşme ve eylem çağrısı günüdür. Bugün, engelli bireylerin yalnızca bireysel mücadelelerini değil, onlara dayatılan sistemik engelleri konuşmak zorundayız. Yıllardır süregelen "asıl engel yüreklerdedir" söylemi, konuyu bireyin vicdanına indirgeyen ve gerçek sorumluluğu gizleyen romantik bir kaçıştır. Artık biliyoruz ki, asıl engel, bir apartmana girerken karşımıza çıkan merdivenlerdir; kaldırımda güvenle yürüyememize neden olan düzensizliklerdir; bir iş başvurusunda yeteneğe değil, sadece farklılığa odaklanan önyargılı bakıştır.

Engel: Bir Mimari ve Zihinsel Kusur Engellilik, artık bireysel bir kusur değil, toplumsal bir başarısızlıktır. Bir bireyin tekerlekli sandalye kullanması değil, o sandalyenin hareket edemediği erişimsiz mimari bir problemdir. Bir bireyin duyamaması değil, iletişimi sağlayan işaret dili çevirisinin kamusal hizmetlerde yokluğu bir eksikliktir. Toplum olarak üstlenmemiz gereken görev, "engelliye yardım etmek" lütfu değil, "engelsiz bir çevre ve zihin yaratmak" sorumluluğudur. Erişilebilirlik, bir insan hakkıdır ve temel gereksinimdir. Rampa, sadece tekerlekli sandalye kullanan için değil; pusetli anne-baba, ağır bavulu olan yolcu ya da geçici bir sakatlık yaşayan herkes için konfor sağlayan evrensel tasarımdır.

Dönüşümün Başlangıcı: Empati Değil, Eşitlik Pek çok yerde, hizmetlerin gerekçesi olarak "Herkes bir engelli adayıdır" ifadesi kullanılır. Bu, hizmeti bir korku motivasyonuyla sunar: "Başıma gelmeden önlem almalıyım." Oysa, dönüşümün gerçek kaynağı korku değil, eşitlik ilkesidir. Her düzenlemeyi, "günün birinde engelli olma ihtimaline" karşı değil, toplumda zaten var olan çeşitliliğe bir cevap olarak hayata geçirmeliyiz. Amacımız, farklı bedenlere ve zihinlere sahip herkesin, hayatın her alanına onurlu, bağımsız ve eşit bir şekilde katılımını sağlamaktır.

3 Aralık; "Benim de başıma gelebilir" endişesinden, "Bu toplumda hepimiz varız" kabulüne geçişin miladı olmalıdır. Fiziksel engellerin yıkıldığı, zihinsel bariyerlerin kalktığı ve her bir bireyin kendi potansiyelini korkusuzca gerçekleştirebildiği bir Türkiye ve Dünya için... Harekete geçme günü, bugün!

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları