İnsan boyuyla değil, duruşuyla büyür.
Tarih boyunca toplumları ileriye taşıyanlar, gücün karşısında eğilenler değil; hakikatin yanında dimdik duranlar olmuştur. Çünkü insan canını kaybettiğinde değil, onurunu kaybettiğinde ölür. Eğer bunun aksi olsaydı, bugün tarih sayfaları onurları uğruna bedel ödeyen insanların isimleriyle dolu olmazdı.
Günümüzde de değişen çok şey var gibi görünse de aslında değişmeyen bir gerçek vardır: Adalet, özgürlük ve demokrasi ancak onları savunacak cesur insanlar varsa yaşayabilir.
Bugün ülkemizde hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyor. İnsanlar düşüncelerinden dolayı hedef gösteriliyor, siyasi görüşleri nedeniyle baskıya uğradığını düşünüyor, tutuklamalar ve yargı süreçleri kamuoyunda yoğun biçimde tartışılıyor. Böylesi dönemlerde asıl mesele, hangi siyasi partiyi desteklediğiniz değil; hukukun herkes için eşit uygulanmasını savunup savunmadığınızdır.
Çünkü adalet sadece kendi fikrimizden olanlar için istendiğinde adalet olmaktan çıkar. Hukuk, yalnızca güçlüleri koruduğunda hukuk olmaktan çıkar. Demokrasi de yalnızca iktidarda olanların sesini duyurabildiği bir düzene dönüştüğünde anlamını kaybeder.
Onurlu duruş tam da burada ortaya çıkar.
Onurlu olmak; haksız tutukluluklara karşı çıkabilmektir.
Onurlu olmak; siyasi baskılar karşısında susmamaktır.
Onurlu olmak; korkunun ve çıkar hesaplarının önüne vicdanı koyabilmektir.
Onurlu olmak; bugün kendisine yapılmayan bir haksızlığa, yarın herkese yapılabileceğini bilerek itiraz edebilmektir.
Çünkü demokrasi yalnızca sandık günü kullanılan oydan ibaret değildir. Demokrasi; farklı düşünen insanların korkmadan konuşabildiği, eleştirebildiği, örgütlenebildiği ve hak arayabildiği bir rejimdir. Hukuk devleti ise iktidarın da muhalefetin de aynı kurallara tabi olduğu düzendir.
Tarih bize şunu öğretiyor: Baskılar geçer, makamlar değişir, iktidarlar gelir gider. Ancak onuruyla yaşayanlar ve doğruların yanında duranlar unutulmaz. Çünkü toplumların hafızasında kalanlar, güce boyun eğenler değil; zor zamanlarda bile vicdanını koruyabilenlerdir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla korku değil, daha fazla cesarettir. Daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla adalettir. Daha fazla suskunluk değil, daha fazla özgürlüktür.
Ve her şeyden önemlisi; hangi bedel ödenirse ödensin, doğruların yanında onurluca durabilmektir.
Çünkü insanın gerçek büyüklüğü makamında değil, zor zamanlardaki duruşundadır.
Yorum Yazın