Türk siyasetinin yakın tarihinde bazı kırılma anları vardır ki etkileri yıllar sonra daha net anlaşılır. 2016 yılında Milliyetçi Hareket Partisi'nde yaşanan Tosya ve Gemerek mahkemeleri süreci bunlardan biridir.
MHP tabanının önemli bir bölümü olağanüstü kurultay talep ederken, farklı şehirlerdeki mahkemelerden çıkan tedbir kararlarıyla siyasi süreçler yargının konusu haline getirilmişti. O dönem milyonlarca insan şu soruyu sormuştu:
"Bir siyasi partinin geleceğine delegeler mi karar verecek, mahkemeler mi?"
*******
Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği tedbir kararının daha sonra kaldırılması ve Gemerek süreci etrafında yaşanan tartışmalar, Türkiye'de siyasetin yargı eliyle şekillendirildiği yönündeki eleştirileri güçlendirmişti. Sonuçta ortaya çıkan tablo, MHP'nin siyasi rotasını değiştiren ve Türkiye'nin sonraki yıllarını etkileyen gelişmelere zemin hazırladı.
Bugün benzer tartışmalar Cumhuriyet Halk Partisi etrafında yaşanıyor.
Kurultayın iptali, mutlak butlan, kayyum ihtimali ve mahkeme kararları üzerinden yürüyen tartışmalar ister istemez geçmişteki Tosya-Gemerek sürecini hatırlatıyor. Elbette her olayın kendi hukuki şartları vardır. Ancak siyasetin doğal işleyişinin mahkeme koridorlarına taşınması, demokrasi adına ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Asıl mesele belirli isimler değildir.
******
Asıl mesele; siyasi partilerin iç meselelerinin üyeler, delegeler ve parti organları yerine mahkeme kararlarıyla şekillendirilmeye başlanmasıdır.
Daha da düşündürücü olan ise, geçmişte MHP'de yaşananlara sert tepki gösteren bazı çevrelerin bugün benzer yöntemleri savunur hale gelmesidir. Dün "parti iradesine müdahale" denilen uygulamaların bugün "hukuki zorunluluk" olarak sunulması, siyasette ilke tutarlılığı açısından sorgulanması gereken bir durumdur.
Demokrasi yalnızca seçim kazanmak değildir. Demokrasi aynı zamanda siyasi rekabetin sandıkta yapılması, parti içi hesaplaşmaların üyelerin ve delegelerin iradesiyle sonuçlanmasıdır.
Eğer siyasi partiler kendi geleceklerini belirleyemez hale gelir, her siyasi kriz mahkemeler aracılığıyla çözülmeye çalışılırsa, ortaya çıkan sonuç partilerin kurumsal zayıflaması olur. Güçlü demokrasi güçlü partilerle mümkündür; mahkeme kararlarıyla şekillenen partilerle değil.
*****
Türkiye'nin ihtiyacı yeni Tosya'lar, yeni Gemerek'ler değildir.
Türkiye'nin ihtiyacı; hukukun siyasetin yerine geçmediği, siyasetin de hukuku araçsallaştırmadığı bir demokratik düzendir.
Çünkü dün MHP'de alkışlanan veya eleştirilen yöntemler bugün CHP'nin kapısını çalabilir. Bugün CHP için savunulan bir yöntem yarın başka bir parti için kullanılabilir.
Demokrasilerde esas olan mahkeme salonlarında oluşturulan irade değil, sandıkta ve parti teşkilatlarında ortaya çıkan milli iradedir.
Yorum Yazın