Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Hukuk Oyunuyla İrade Gaspı: "Siz Seçersiniz Ama Biz Saymayız" Siyaseti!

Yayınlanma: 19 Haziran 2026
247252 Görüntüleme

Demokrasi dediğimiz şeyin aslı astarı şudur: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yani mühür halkın elindedir, sandık ortayadır; halk gider, kendisini yönetecek kişiyi seçer, memleketi kime teslim edeceğine kendisi karar verir. Ama gelin görün ki son zamanlarda bu memlekette siyaset ve hukuk öyle bir hâl aldı ki, halkın sandıktaki iradesi adeta un ufak ediliyor. Bugün önümüzde duran tablo net: Bir tarafta kanunların arkasından dolanarak halkın seçtiğini "yok hükmünde" sayan siyasi kurnazlıklar, diğer tarafta ise vatandaşı susturmak için sallanan bir hukuk sopası!


Hukukta bir kavram var; "butlan" derler. Anlamı şudur: Bir işin, bir kararın ta baştan geçersiz, ölü doğmuş sayılması. İşte tam olarak bunu yapıyorlar. Halk gidiyor, oyunu veriyor, başkanını ya da vekilini seçiyor. Ama birileri masa başında oturup, kılı kırk yararak, kanun maddelerini eğip bükerek bir kılıf uyduruyor. "Siz bunu seçtiniz ama bu aslında baştan beri geçersizdi, biz bunu yok sayıyoruz" diyorlar.
Açık konuşalım: Bunun adı hukuki süreç falan değil, bunun adı düpedüz "butlan oyunuyla halkın iradesini ele geçirme" operasyonudur! Seçmen sandığa giderken bir duruşa, bir vaade, bir fikre oy veriyor. Sen kalkıp sinsi usul oyunlarıyla o oyları çöpe atarsan, o makamlara halkın seçmediği kişileri oturtursan, bu millet bir daha niye sandığa gitsin? "Benim oyumun ne kıymeti var ki?" sorusunu insanların aklına soktuğunuz an, demokrasinin can damarını kesmiş olursunuz.
İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz? Bu irade gaspını yaparken adaleti, hukuku kendilerine kalkan yapıyorlar.
Hukuk ne için vardır? Adaleti sağlasın, garibanı zengine, zayıfı güçlüye karşı korusun diye vardır. Ama bugün hukuk, gücü elinde tutanların toplumu, muhalifleri ve bizzat vatandaşı hizaya getirme sopası oldu.

  • Halkın ezici çoğunlukla seçtiği belediyelere, meclislere sudan bahanelerle el koyuyorlar.
  • Siyaset meydanında yenemedikleri rakiplerine yargı eliyle "siyasi yasak" davaları açıp, masa başında önlerini kesmeye çalışıyorlar.
  • En demokratik hakkını arayan, sokağa çıkıp "hakkımı yedirmem" diyen vatandaşı ya da sosyal medyada iki kelime eleştiri yazan genci anında "suçlu" ilan edip korkutuyorlar.

İşte buna "hukukla korkutma rejimi" denir. İnsanlar artık haklı olduklarında bile "Başıma bir iş gelir, adalet beni korumaz" diye korkup susuyorsa, orada adalet bitmiş, korku imparatorluğu kurulmuş demektir. Korkunun olduğu yerde hür irade olmaz. Korkutulmuş bir halkın sandığa yansıyan iradesi de sakatlanır.
Şunu herkes iyi bilsin: Halkın iradesini gasp etmek sadece seçim gecesi oy çalmakla olmaz. Halkı konuşamaz, hakkını arayamaz, yarınından emin olamaz hale getirdiğinizde de; onun seçtiği adamı koltuğundan indirip yerine çöktüğünüzde de o iradeyi gasp etmiş olursunuz.
Siyaseti kanun kurnazlığına döküp el koyma aparatına çevirenler, yargıyı da buna alet edenler unutmasın: Baskıyla, korkuyla, milletin iradesini hiçe sayarak kurulan hiçbir düzen kalıcı olmamıştır.
Bu millet sessiz görünür ama vakti geldiğinde sağduyusunu konuşturur. Demokrasiyi yeniden ayağa kaldırmanın tek bir yolu vardır: Hukuku birilerinin elinde sopa olmaktan çıkarıp yeniden adaletin merkezi yapmak ve sandıktan çıkan sonuca "amasız, fakatsız" saygı duymaktır. Aksi takdirde, bu tehlikeli oyunda kazanan olmaz; kaybeden koca bir ülkenin huzuru, onuru ve geleceği olur.

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları