Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Çınar Gibi Yaşamak Varken

Yayınlanma: 12 Temmuz 2026
159167 Görüntüleme
Hayat çok kısa…
Dün çocuktuk, bugün yetişkiniz; yarın ise bir ömrü geride bırakmış olacağız. Bu dünyadan giderken ne makamımızı ne paramızı ne de sahip olduğumuz malı mülkü yanımızda götürebileceğiz. Geriye yalnızca adımız, karakterimiz ve insanların bizim hakkımızda söyleyeceği sözler kalacak.
Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar, üç günlük dünya çıkarı uğruna bütün değerlerinden vazgeçebiliyor. Güç kimdeyse onun yanında yer alıyor, rüzgâr hangi taraftan eserse o yöne dönüyor. Dün doğru dediğine bugün yanlış, bugün yanlış dediğine yarın doğru diyebiliyor. Çünkü onlar için önemli olan doğrular değil, menfaat oluyor.
Oysa insanı insan yapan; makamı, serveti ya da sahip olduğu güç değil, karakteridir. Karakter; zor günlerde belli olur. Herkesin sustuğu yerde doğruyu söyleyebilmek, haksızlık karşısında eğilmemek, çıkar uğruna vicdanını satmamaktır.
İnsan elbette değişebilir, kendini geliştirebilir. Ancak menfaati için kişiliğini değiştiren, inandığı değerleri bir kenara bırakan insan, zamanla güvenilirliğini de kaybeder. Çünkü omurgası olmayanın sağlam bir duruşu da olmaz.
Tarih boyunca saygıyla anılan insanlar, güce boyun eğenler değil; haksızlık karşısında dimdik duranlar olmuştur. Kimi zaman bedel ödemişlerdir ama onurlarını kaybetmemişlerdir. Bugün isimlerini saygıyla anıyorsak, bunun nedeni makamları değil, ilkelerinden vazgeçmemeleridir.
Hayatta asıl önemli olan, bir çınar ağacı gibi yaşayabilmektir. Çınarın kökleri toprağın derinliklerine uzanır. Fırtına kopar, yağmur yağar, rüzgâr eser ama kolay kolay yıkılmaz. Çünkü kökleri sağlamdır.
İnsan da böyledir. Doğruluk, dürüstlük, vicdan ve ahlak üzerine kurduğu bir yaşamı varsa, hiçbir çıkar onu yolundan çeviremez. Her dönemde aynı sözü söyler, aynı duruşu gösterir. İşte gerçek karakter budur.
Bugün belki her devrin adamı olanlar kazanıyor gibi görünebilir. Makamlar elde edebilir, alkış alabilir, çıkar sağlayabilirler. Ama zaman en büyük hakemdir. Gün gelir makamlar değişir, güç el değiştirir, alkışlar susar. Geriye ise yalnızca insanın bıraktığı iz kalır.
Atalarımız boşuna söylememiş:
"Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur."
Çünkü doğruyu söylemek bazen bedel ister. Ama insanı değerli yapan da o bedeli ödeyebilmektir.
Bir başka atasözü ise bize şu gerçeği hatırlatır:
"Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz."
Hayatını eğrilik üzerine kuranların, doğruluk adına söyleyeceği sözlerin de bir kıymeti olmaz.
Yunus Emre asırlar önce insanlığa şöyle seslenmişti:
"Mal sahibi, mülk sahibi; hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan."

Gerçekten de makam da geçicidir, servet de... Kalıcı olan; insanın onuru, dürüstlüğü ve ardında bıraktığı güzel isimdir.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözü ise bu gerçeği en güzel şekilde özetler:
"Bir millet, ahlâk temeline dayanmadan yükselmez."
Toplumlar da insanlar gibidir. Ahlakını, adaletini ve vicdanını kaybettiğinde çözülmeye başlar. Güven duygusu zayıflar, birlik bozulur ve herkes sadece kendi çıkarını düşünmeye başlar. Oysa güçlü toplumlar, güçlü karakterli insanların omuzlarında yükselir.
Hayat, her rüzgârda savrulan kuru bir yaprak olmak için fazla kısa…
Ama köklerini değerlerine salmış bir çınar gibi dimdik yaşayabilmek için yeterince değerlidir.
Öyleyse gelin; çıkarın değil vicdanın, korkunun değil cesaretin, eğilmenin değil dik durmanın yanında olalım.
Çünkü insanlar öldükten sonra servetleriyle değil, karakterleriyle hatırlanırlar.
Çınar gibi yaşayın… Çünkü çınarın gölgesi nesillere serinlik verir; rüzgârın önünde savrulan yaprağın ise mevsim bitince adı bile unutulur.
 

Yorum Yazın