Asıl sağlam temel; ahlak, edep, haya ve insanın kendi vicdanına karşı duyduğu sorumluluktur.
Atalarımız bu gerçeği yüzyıllar öncesinden veciz bir sözle dile getirmiştir: "Önce insanda bir yüz, sonra bir astar olur."
Bu söz, insanın hem dışarıya gösterdiği karakteri hem de iç dünyasında taşıdığı değerleri anlatır. Yüz, toplum içinde taşıdığımız onur ve itibardır. Astar ise görünmeyen ama insanı insan yapan vicdanı, ahlakı ve dürüstlüğüdür. Bir insanın hem yüzü hem de astarı sağlam olursa, sözüne güvenilir, davranışına saygı duyulur.
************
Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar için utanma duygusu adeta kaybolmuştur. Yanlış yaptığı hâlde doğruymuş gibi konuşan, verdiği sözü tutmayan, iftira atan, çıkarı uğruna dostunu satan kişiler, zamanla toplumun güvenini de kaybeder. Çünkü utanacak yüzü olmayanın, özür dileyecek cesareti de olmaz.
Oysa utanmak bir zayıflık değil, erdemdir. Hatasını kabul etmek büyüklüktür. Vicdan muhasebesi yapabilen insanlar hem kendilerini geliştirir hem de çevrelerine güven verir.
*************
Toplumlar da işte bu güven üzerine inşa edilir.
Bugün en büyük ihtiyaçlarımızdan biri; makam sahibi olmak değil, adam olabilmektir.
Servet sahibi olmak değil, karakter sahibi olabilmektir.
*************
İnsan, aynaya baktığında kendi yüzüne mahcup olmuyorsa, toplumun karşısına da başı dik çıkabilir.
Atalarımızın miras bıraktığı bu söz, aslında bizlere hayatın en önemli derslerinden birini vermektedir:
İnsan, önce kendi vicdanına hesap vermelidir.
*************
Çünkü yüzünü kaybeden itibarını, astarını kaybeden ise insanlığını kaybeder.
Gelin; çocuklarımıza miras olarak sadece mal mülk değil,
dürüstlüğü, edebi, vefayı ve utanma duygusunu da bırakalım.
Çünkü yüzü olanın sözü, astarı olanın da değeri olur. Bunları kaybedenlerin ise geriye ne itibarı kalır ne de hatırlanacak güzel bir adı...
Yorum Yazın