Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR
Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR

SEÇTİĞİMİZİ SANDIĞIMIZ DÜNYA

Yayınlanma: 21 Eylül 2026
640798 Görüntüleme
Bize ait olduğunu sandığımız düşüncelerin kaç tanesi gerçekten bizim?
Bu soruyu sormak için telefonu kapatmak, televizyonu susturmak ya da dünyadan uzaklaşmak gerekmiyor. Tam tersine, belki de tam ortasında durduğumuz hayatın içinde sormamız gerekiyor. Çünkü artık yalnızca ne satın alacağımızı değil; neyi izleyeceğimizi, neyi dinleyeceğimizi, neye güleceğimizi, neyi güzel bulacağımızı ve hatta neyi arzulayacağımızı belirleyen görünmez bir düzenin içindeyiz.
Sabah gözümüzü açıyoruz daha yataktan kalkmadan mavi ekran aydınlanıyor. Dünya, biz istemeden önce önümüze geliyor. Bir haber, bir yüz, bir şarkı, bir görüntü, bir reklam. Parmağımız ekranı aşağı doğru kaydırıyor. Bir içerikten diğerine geçiyoruz. Bazen neden baktığımızı bilmiyoruz; ama bakmaya devam ediyoruz. Çünkü sistem, dikkatimizi bizden daha iyi tanıyor.
Eskiden bize ne izleyeceğimizi söyleyen birkaç televizyon kanalı vardı. Bugün ise karşımızda sonsuz bir seçenek varmış gibi görünüyor. Milyonlarca film, şarkı, görüntü, haber, yorum ve paylaşım arasından istediğimizi seçebiliyoruz. Hiç olmadığı kadar özgürüz sanıyoruz.
Ama ya özgürlüğümüzün sınırlarını da bize sunulan seçenekler belirliyorsa?
İşte tam burada, yaklaşık bir asır önce Theodor W. Adorno’nun ortaya koyduğu “kültür endüstrisi” kavramı yeniden karşımıza çıkıyor.
Adorno, kültürün sanayileşmiş üretim mantığı içine girmesiyle birlikte sanatın özgünlüğünü ve eleştirel gücünü kaybetme tehlikesine dikkat çekmişti. Ona göre birbirinden farklı görünen kültürel ürünler, aslında benzer tüketim kalıplarını yeniden üretebilir; bireye çeşitlilik ve özgürlük duygusu verilirken, görünmez bir standartlaşma yaratılabilir.
Bugün o görünmezlik daha da derinleşmiş durumda.
Çünkü artık kültür endüstrisinin fabrikalarını görebileceğimiz bacalar yok.
Fabrika cebimizde. Üretim bandı algoritma. Vitrin ekran. Hammadde dikkatimiz. Yakıt ise merakımız. Belki de bütün bu düzenin en büyük başarısı, bize hiçbir şey dayatmıyormuş gibi görünmesidir. Çünkü insan kendisine dayatılanı reddedebilir.
Fakat kendi seçimi olduğuna inandığı şeyi sorgulamak çok daha zordur!

 

Yorum Yazın