Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR
Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR

HİZANIN ÖTESİ

Yayınlanma: 13 Eylül 2026
57070 Görüntüleme
Kelimelerin ağırlığından soyunup, zihnin elindeki o soğuk cetvelleri toprağa gömdüğümüz bir şafak vakti düşünün. İnsanın insanı ölçmekten, tartmaktan, ruhuna kıyafetler biçmekten yorulduğu ve usulca geri çekildiği o an. İşte barış, o muazzam sessizlikte, terazi kırıldığında başlar.
Bizler, dünyayı adımlarla, ömürleri rakamlarla ölçmeye alışmış göçmenleriz. Bir başkasına baktığımızda gözlerimiz bir yargıç gibi kuşanır o görünmez mizanı: Benden daha mı yukarda, benden daha mı eksik? Oysa her ölçüm bir sınır çizer ve her sınır, gizli bir savaşın cephesidir. İnsanı kendi sığ gölgemizle ölçmeye kalktığımızda, onun içindeki o sonsuz ummanı, o benzersiz gökyüzünü ıskalarız. Karşımızdakini tarttığımız an, onu bir varlık olmaktan çıkarıp bir nesneye dönüştürürüz.
Gerçek huzur, bir diğerinin varlığını kendi hizamıza getirmeye çalışmadan, onu sadece "olduğu gibi" seyredebilmektir. Ne zaman ki bir ruhu etiketlerin, başarıların ve kusurların ötesinde, sadece var olduğu için kutsal sayarız; işte o zaman içimizdeki o kadim nehir yatağını bulur. Jiddu Krishnamurti’nin de fısıldadığı gibi, "Analiz etmeden, yargılamadan, sadece gözlemlediğinde, zihnin o bitmek bilmeyen savaşı durur."
Cetvelleri fırlatıp attığımızda, kıyasın doğurduğu o sinsi gölgeler de silinir gider. Ne üstünlük kalır geriye ne de yetersizlik. Sadece iki insanın, aynı göğün altında, birbirinin sınırlarına çarpmadan, yan yana akıp giden iki nehir gibi var olması kalır. Barış, insanın insanı tartmayı bıraktığı o eşikte, kalbin terazisiz kaldığı o ilk özgür nefeste saklıdır.
Gözlerini indir o mizan tahtasından,
Bırak süzülsün elindeki o ağır kantar.
Ne boyu ölçülür bir ruhun ne rengi,
İnsan ancak insanı unuttuğunda anlar.

Bir cetvel boyu değil ki yaşamak,
Ne bir adım önde olmak ne geride kalmak...
Barış dediğin, ey kalbim;
Bir başkasının varlığında,
Kendi gölgeni tartmadan durabilmektir.


 

Yorum Yazın