Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR
Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR

DÜNYAYI SIMSICAK KUCAKLAMAK

Yayınlanma: 11 Temmuz 2026
68485 Görüntüleme
Bazı cümleler bir ömrü özetler, çünkü yalnızca bugünü değil, yarını da aydınlatacak kadar güçlüdür. İnsanlık tarihini incelediğimizde uygarlıkları ayakta tutan gücün ne yalnızca güçlü ordular ne de zengin hazineler olmadığını görmekteyiz. Medeniyetleri yaşatan, insanların birbirine ve yaşadığı dünyaya karşı geliştirdiği ortak vicdandır. İşte bu vicdanın üç temel ilkesi: sağduyu, özgür düşünceye saygı ve bütün varlıklara karşı sorumluluk hissidir.
Birinci İlke: Sağduyu
Akıl, insanı diğer canlılardan ayırır. Kullanılması ya da tam tersi işletilmemesi de insanın az çok kendisine bırakılmıştır. Sağduyu ise duyarlılık ve üst bilinç sahibi olmakla mümkün gibi görünmektedir. İnsanı insan yapan erdemlerden biridir. Bilgimiz arttıkça toplumsal kibir artabilir. Güç kazanıldıkça adaletli davranışlar azalabilir. Ancak sağduyulu bilinçlerle, aklı vicdanla buluşturabiliriz. Buna sahip bir insan öfkeyle verilen kararın yerine sabrı; önyargının yerine anlayışı, nefretin yerine merhameti koyar. Bugün toplumsal olarak yaşadığımız, bir kısmı manipüle de edilen, kutuplaşmaların temelinde bilgi eksikliğinden çok sağduyu eksikliği yatmaktadır. İnsanlar konuşuyor ama dinlemiyor; görüyor ama anlamıyor. Oysa sağduyulu insan, haklı olmaktan daha çok, doğru ve gerçek olmayı önemser.
İkinci İlke: Özgür Düşünceye Saygı
Özgür düşünce, insanlığın en büyük keşiflerinin ortak kaynağıdır. Tarih boyunca yeni fikirler önce yadırganmış, sonra tartışılmış, en sonunda ise insanlığın ortak değeri haline gelmiştir. Eğer farklı düşünen insanlar susturulsaydı ne bilim bugünkü seviyesine ulaşabilirdi ne sanat insan ruhunu zenginleştirebilirdi. Bir düşünürün söyledikleri bu konuda bizi daha esnek bakışa yönlendirebilir. “Düşüncelerinize katılmıyorum fakat bunları ifade etme özgürlüğünüzü sonuna kadar destekliyorum.” Özgür düşünceye saygı duymak, aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Asıl erdem, katılmadığımız düşüncelerin de ifade edilme hakkını savunabilmektir. Çünkü düşüncenin zincire vurulduğu yerde yalnızca insanlar değil, geleceğin güzel olasılıkları da ortadan kaldırılmış ve gelecek esir alınmış olur.
Üçüncü İlke: Evrendeki Tüm Varlıkları Korumak
İnsan, evrenin efendisi değildir; onun emanetçisidir. Bir ağacın gölgesi, bir kuşun kanadı, bir derenin sesi, bir çocuğun gülüşü aynı yaşamın farklı yansımalarıdır. Bunlardan biri eksildiğinde insanlığımızdan eksiliriz. Doğayı korumak çevrecilik değil, yaşamın kendisine duyulan saygıdır. Hayvanları korumak merhamet değil, insanlığın vicdanını korumaktır. İnsanı korumak ise çok daha gerçek bir bakış açısı sağlayarak, bütün canlıların ortak geleceğini korumak anlamı taşır. Hiçbir ideolojinin ve inanç sisteminin insandan daha değerli olmaması bu bakış üzerinde gelişir. Yaşadığımız çağ, bize teknolojinin sınırlarını değil, vicdanın sınırlarını sorgulatmaktadır. İklim krizleri, savaşlar, açlık ve adaletsizlik bize aynı gerçeği hatırlatır: Geleceği korumayı unutan uygarlıklar, sonunda kendilerinin yok olmasını  engelleyemezler.
Üç İlkenin Ortak Ruhu
Bu üç ilke insanlığa bırakılmış ahlaki bir miras olup, birbirinden bağımsız değildir. Sağduyu olmadan özgür düşünce düşmanlığa dönüşebilir. Özgür düşünce olmadan sağduyu durağanlaşır, toplum gelişemez. Doğaya ve bütün varlıklara saygı olmadan ise ne sağduyunun ne de özgür düşüncenin gerçek bir anlamı kalır. Bu nedenle bu üç ilke birlikte bir yaşam felsefesi oluşturur. İnsan yalnızca kendisi için değil, başkaları için; yalnızca bugünü için değil, yarını için de yaşadığını hatırlar.
Son Söz
Dünyanın bugün ihtiyaç duyduğu şey daha fazla silah, önyargı, tüketim değil; daha fazla sağduyu, özgür düşünce ve yaşama karşı daha büyük bir sorumluluk duygusudur. Belki bir gün insanlar, büyük ideolojilerden önce bu üç ilkeyi öğrenirlerse; çocuklar okullarda bunları ezberlemek yerine yaşayarak benimserlerse; yönetenler kararlarını bunlarla sınarlarsa, dünya gerçekten sımsıcak bir yuvaya dönüşebilir. İşte o zaman insan, yalnızca yaşadığı gezegeni değil, bütün evreni vicdanıyla kucaklamayı öğrenmiş olur. Üstenci bir yaklaşım olmadan bu konudaki görüşlerimi Epözdemir Üçlemesi olarak adlandırıyor ve diyorum ki:
"Dünyayı sımsıcak kucaklamak için üç şeyi unutma evlat:
Sağduyulu ol, özgür düşünceli insanlara saygı duy ve evrendeki tüm varlıkları koru."

İnsanlık, ancak bu üç ilke birlikte yaşadığında gerçek anlamda medeniyet olur.
 

Yorum Yazın