Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR
Prof.Dr. SERDAR EPÖZDEMİR

SINIRLAR

Yayınlanma: 07 Kasım 2026
61500 Görüntüleme
Kimseyi incitmemek uğruna kendimizi incitiyor olabilir miyiz?
Şefkat, çağımızın en çok övülen ama belki de en çok yanlış anlaşılan erdemlerinden biri.
Çoğu zaman onu susmakla, alttan almakla, idare etmekle karıştırıyoruz. Oysa şefkat; yanlışı görüp görmezden gelmek, haksızlığa sessiz kalmak ya da herkesi memnun etmeye çalışmak değildir.
Birilerini kırmamak adına içimizde tuttuğumuz cümleler vardır. Hayır dememiz gereken yerde söylediğimiz evetler... Çizmemiz gereken sınırların yerine açtığımız kapılar...
*

Zamanla başkalarının huzurunu korumaya çalışırken kendi iç huzurumuzu tüketiriz.
Çünkü söylenmeyen sözler kaybolmaz. Birikir.
Ertelenen itirazlar büyür. Görmezden gelinen kırgınlıklar derinleşir. Dışarıdan her şey yolunda görünürken, insanın içinde bambaşka bir mevsim yaşanmaya başlar.
*

Öfke kırgınlığa dönüşür.
Kırgınlık mesafeye.
Ve mesafe, bazen hiçbir tartışmanın yıkamadığı köprüleri sessizce söküp götürür.
Belki de en büyük yanılgımız, şefkati herkesi memnun etmek sanmamızdır.
Oysa gerçek şefkat, gerektiğinde “hayır” diyebilmektir. Bir insanın yanlışını, onun onurunu zedelemeden söyleyebilmektir. Karşıdakinin duygularını önemserken kendi gerçeğinden vazgeçmemektir.
*

Çünkü bazı gerçekler can yakabilir. Ama söylenmemiş gerçeklerin açtığı yaralar çoğu zaman daha derindir.
Hayat, sınır koyabilen insanları değil; sınır koyamadığı için tükenen insanları yorar.
Şefkat, herkesi memnun etmek değildir. Bir başkasının acısını görürken kendi acına körleşmemektir. Başkalarını korumaya çalışırken kendini ihmal etmemektir.
*

İnsan bazen başkaları için o kadar çok yer açar ki, sonunda kendisine kalacak bir oda bulamaz. Oysa şefkat, kapıyı herkese açmak değil; kendi kalbinin eşiğini de koruyabilmektir.
 

Yorum Yazın